 |
|
  |
Bedrettin
KELEŞTİMUR ..: KÖŞETAŞI
:
Biyografim
Eski Yazılarımız
E-Posta Atın Yazar Ana
Sayfa
Şiirlerim
 |
 |
|
BU ÜLKEDE “AZINLIK” YOKTUR!..
24
Kasım
2004 Çarşamba

Cumhuriyetin kuruluşunun 81. yıldönümünü
daha yeni kutladık.. O kuruluş hikayesinde sadece duygu
fırtınaları değil; tarihin derinliklerinden beslenen
bir milletin hayat felsefesi
olarak yorumlarız!..
O felsefede, esaret yoktur!..
O felsefede, bir başka milletin
efendiliği altında, kölelik yoktur!..
O felsefede, hatıralarla hafızalarda
sürekli canlı olarak yaşayan ecdadın ruhu vardır!..
Tarihte bu milletin kurduğu devletlerin
büyüklüğüne bakınız.. Bu milleti yücelten sebeplerin
başında; adalet, eşitlik, insan merkezli bir eksen
vardır!.. Bu şuurun İslam potasında erimesiyle;
şefkat, merhamet, irfan okyanusu halini alan bir koca
medeniyet doğmuştur..
Anadolu bu medeniyetin beşiğidir..
Cumhuriyet, bu millette var olan bütün
güzel hasletlerin ‘arıtılmış..’ halidir1.. O hali
bu milletin ‘dolunay..’ vakti olarak tarif
ediyoruz!.. Eşine az rastlanılan bir mücadele!..
Sadece, Çanakkale!.. Safların kıyam
vaktidir!.. O, birbirine omuz veren saflarda,
‘saffaniyetin dışında..’ bir şeyler aramanız mümkün
mü?.. Çelikten bir zırh ören bir milletin seferberliğinde
neler yoktu ki?..
“Kan ve irfanla kurduk Cumhuriyeti..”
sözü bütün bu tarife ne kadar
zarif bir anlam katıyor.. Üzerindeki en küçük bir lekeyi
nasıl da kaldırıp atıyor!..
Şimdi kalkmış ne diyorlar;
“—Azınlık..”
Bu coğrafyada, şu aziz ve mukaddes olarak
bildiğimiz, her karış toprağının şehit kanlarıyla
sulandığı vatan coğrafyasında,
‘özümüze dokunan söz değil, cüretkarlık..’
Cengiz ne diyor; “Bir çivi bir nalı, bir
nal bir tırnağı, bir tırnak bir ayağı, bir ayak bir atı,
bir at kumandanı, bir kumandan da milleti mahveder...
Netice, Bir çivi bir milleti mahveder..” İşte sizlere,
sebepler illetinin ortaya çıkardığı en güçlü muhasebe!..
Öyle sözler var ki, ‘masumane..’
ifade olarak göremezsiniz!.. Sadece, ‘insaf..’
deyip geçemezsiniz..
Kendi ellerimizle bu millete, kötülük
etmeyelim!.. Yoksa, bir gün Allah göstermesin, ‘Devlet
Kudreti..’ elimizden gider.. Zayıf ve perişan bir
duruma düşeriz.. Tarih, yapılan hataları asla affetmez!..
Asrın başında, omuzları sıvazlanarak
cetvelle çizilen sözüm ona, ‘devletlerin durumuna..’
bakınız!.. Perişan, muzdarip, sürekli itilip kakılan,
başkaları tarafından horlanan, ayaklar altında ezilen bir
mahkumiyeti yaşıyorlar!..
‘Azınlık..’
garabetinin altında, öyle büyük
tezgahlar yatıyor ki, bu millet böyle bir oyuna asla
gelmeyecektir.. Getirmek isteyenlere de, tarih önünde
gereken dersi verecektir!..
Sözün özü, Anadolu’da, ‘azınlık..’
diye bir şey yok!.. Bir milletin tarih boyunca çetin ve
zorlu mücadeleler neticesinde,
kazanılmış hakları var!.. Dili bir, dini bir, tarihi
bir, irfanı bir; birlik şuurunun gökçe çadırı altında,
‘devleti bir..’ olan bir milletin; Cumhuriyet ve
Hürriyet gibi bir yüce fazilete sarılan 70 milyon yüreğin
bir yürek olarak çarpmasını elbet hazmedemeyenler
olacak!.. Ama, Türkiye
Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır!.
TÜCCAR DEVLET !..
24
Kasım
2004 Çarşamba

Türkiye İhracatçılar Meclisi(TİM) Başkanı Oğuz Satıcı
tarafından, Ekim-2004 ayı ihracat rakamları, 01 Kasım
2004 Tarihinde Elazığ Akgün Otelinde yapılan bir
toplantıda açıklandı.. Ocak-Ekim
tarihleri arasında yapılan toplam ihracat rakamları 51
milyar
doları
aşmış bulunuyor.. Yıl sonu
itibariyle, Türkiye’nin 2004 yılı
ihracatının 60 milyar
doların
üzerinde olması bekleniyor!..
1980’lerin Türkiye’sinde, ‘yetmiş cente muhtaç..’
bir ülke ifadesi kullanılıyordu!.. 12 Ocak kararlarına,
böyle bir karamsarlıkla gidilmişti!.. Türkiye birçok
sosyal ve
ekonomik
krizlerden/ badirelerden kaygı verici/ milli duygulara
sahip insanımızda derin izler bırakarak geçti!.. Bizim
neslimizin hatıralarında; ‘derinleşen krizlerin..’
sosyal,siyasi ve
ekonomik
mantık analizleri/ sendromları birlikte yaşanmıştır..
TİM Başkanının açıklamasını dinlerken, ülke insanının
gelişen olaylardan dersler çıkararak, bugünlere doğru emin
adımlar attığını görmekteyim.. ‘Şubat soğuğu..’
olarak da bütün Anadolu’yu/ Anadolu insanını fakirleştirerek/
yoksullaştırarak etkileyen ‘ekonomik
kriz..’ bir çıkmaz sokak olarak
görülüyordu!.. O sıkıntılı dönemlerde, ‘ayakta
durmanın..’ tek çıkış kapısının ‘dış pazarlara
açılmakla..’ olacağı bir beyin fırtınası olarak
öylesine esti ki; Türk insanının hareket kabiliyeti
bu dönemde kendi direncini, ‘ihracat seferberliği..’
ile birlikte söz etmişçesine ortaya koydu!..
Türkiye, yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla zengin bir
ülke!.. Bereketli ve verimli topraklarıyla,
Cenab-ı
Allah’ın bahşettiği gıda ambarı durumunda!..
Türkiye, Doğu ile Batı
Dünyası
arasında köprü olan bir ülke!.. Türkiye, her sahada
yetişmiş insan gücüyle bölgesinin en dirençli ülkesi!..
Türkiye, İslam gibi yüce bir dinin mensubu olmakla,
‘sosyal adaleti ve yardımlaşmayı..’ kendi ruhunda
pekiştirmiş bir ülke!..
Tarihe bakıyoruz, Türk insanının gitmediği, mesken
tutmadığı coğrafya yok gibi!. Tarihte büyük devletler
kurmuşuz.. Nil, Fırat, Tuna nehirleri bizlere bir ok
menzili kadar yakın olmuş.. Avrupa’nın içlerine,
‘fütuhat..’ için seferler düzenleyen bir millet bugün
‘ekonomik
seferler..’ başlatarak
dünyanın
dört bir yanına, ‘ürettiğini..’ alın terini
götürmenin heyecanında..
‘Gizemli..’ pek o
kadar şaşaalı olarak yaşanmayan ‘mütevazı..’ bir
seferberlik görüyoruz.. Belki bugün, Ekim-2004 rakamları,
Türkiye’nin toplam ihracatının %56.69’unu İstanbul’dan
gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz.. Yine bugün,
Ekim-2004 ihracatının %71.8’larının İstanbul, Bursa ve
İzmir gibi üç ilimizin gerçekleştirdiğini
söyleyebiliriz... Bugün, ihracatımızın %89.87’lerinin
on ilimiz tarafından yapıldığını söyleyebiliriz.. Burada
bir şeyleri göz ardı etmeyelim;
“Anadolu, İstanbul’un gıda ambarıdır.. Anadolu, on
milyonları bulan nüfusuyla İstanbul’u doyururken;
İstanbul’da, Anadolu’yu giydirmektedir..”
İhracat!.. Artık günümüz Türkiye’sinde dizginlenemeyen bir
yarıştır.. Bu yarış,
ekonomi
çarkını daha rantabl
dönmesini sağlamaktadır.. Dışa, dış pazarlara açılan bir
ekonomi,
rekabetle
büyüyecek..’ asrın
teknolojisi
ile verimliliğini sürekli artıracaktır!.. Bu rekabet,
üretimde kaliteyi getirecektir!..
İş
dünyası,
AR-GE projelerine yönelecek.. Daha ciddi yatırımlar
için, yeni patentler üreterek en son
teknolojileri
yakından takip edecektir..
İhracat!.. Ülkenin
ekonomik
olarak büyümesidir, zenginleşmesidir.. Yeni yatırımlarla
yeni istihdam imkanlarının oluşmasıdır!..
2004 yılında, 60 milyar
doların
üzerinde gerçekleşecek bir ihracat şuna inanıyorum ki, bu
milletin zekasıyla, bu milletin çalışkanlığıyla önümüzdeki
yıllar içerisinde katlanarak artacaktır..
Dün, toplu iğne başını üretemeyen bir ülke,
bugün asrın bütün
teknolojileriyle
buluşmuş bulunmaktadır!.. Kendi
fabrikasını
kurmakta, kendi enerji santrallerini mühendisleriyle yapabilmekte,
uçak/uzay
sanayiine kadar ciddi adımlar atabilmektedir..
Türkiye, krizi aşmanın ötesinde artık, kendi
‘markalarıyla..’
kıtalar ötesine uzanabilmektedir.
TİM, EKİM-2004 dönemi ihracatını Elazığ’da açıklıyordu..
Öyle arzu ederdim ki, Elazığ birkaç sektörde,
‘marka..’
olabilsindi!..
Bu şehrin insanı, bütün Türkiye’ye örnek olacak şekilde,
‘üretimde güç birliği..’ yaparak,
‘verim
ekonomisini..’
özendirici çalışmalarla
gözlerimizi kamaştırsındı!.. Artık günümüzde, ‘daha
güçlü sermaye..’ için ‘şirket evlilikleri..’
yapılmakta!.. Burada, topyekün kalkınmadan, bu ülkenin
bütün
ekonomik
potansiyelinin harekete geçirilmesini bir noktada
dillendirmek istiyoruz.. Şuna inanıyorum ki, o günler uzak
değil!..
Bu
yazı hakkında yorum yapmak için lütfen tıklayınız....
|
|
 |
|
|
|
Bedrettin KELEŞTİMUR - E-posta:
bedrettin@elaziz.net
Haberleşmek için : Günışığı Gazetesi -
ELAZIĞ Tel: 0.424. 218 24 24 |
|
Biyografim
Eski Yazılarımız
E-Posta Atın Yazar Ana
Sayfa
Şiirlerim
Başa Dön |
 |
|
|
|