ABD’DE MİSYONERLİK FAALİYETLERİ
25 Ekim 2004 Pazartesi

Her yıl yüz binlerle ifade edilen sayıda
yabancı, Amerika Birleşik Devletlerine geliyor. Ülkeye
gelenlerin önemli bir bölümünü öğrenciler oluşturuyor.
Ancak 11 Eylül 2001 sonrasında ülkeye giriş koşullarının
çok fazla ağırlaştırılması yüzünden, eğitim amacıyla
ülkeye giren kişi sayısında önemli düşüşler oldu.
Üniversitelerin hızlandırılmış İngilizce öğreten
birimlerinin sorumluları, yurt dışından gelen öğrenci
sayılarındaki önemli azalmadan şikâyetçiler.
Her yıl yarım milyona yakın öğrenci, ABD’de
eğitim görmek amacıyla ülkeye geliyor. Öğrencilerin önemli
bir bölümünü, lisansüstü eğitimi yapmak için gelenler
oluşturuyor. Kaydoldukları dil okullarında zaman zaman
çeşitli etkinliklere katılıyorlar. Sosyal etkinlikler adı
altında yapılan bu faaliyetlerin bir kısmının amaçlarının
farklı olduğu, etkinliğe katıldıktan sonra
anlaşılabiliyor.
“Uluslararası arkadaşlık” sloganı ile
yürütülen faaliyetlerin konuları çok çeşitli olabiliyor.
Ancak yurt dışından gelenlerin en önemli sorunları dil
problemi olduğu için, en fazla faaliyet genelde dil
alanında oluyor. Düzenledikleri dil kursları için herhangi
bir para talep edilmiyor. Bu durum yabancılar için cazip
geliyor. Özellikle ailece gelen yabancıların eşleri, bu
dil kurslarına gitmekten başka çareleri de kalmıyor.
Kiliselerin düzenledikleri dil kurslarında
mutlaka Hıristiyanlık propagandası yapılıyor.
Hıristiyanlığı yaymak için gerekli olan her türlü desteği
sağlayan gönüllü kuruluşlar oldukça çoğunlukta. Genelde
yaşlı Amerikalılardan oluşan gönüllüler, dil öğrenmeye
gelenlerle çok yakından ilgileniyorlar. Örneğin ulaşımdan
tutun da parasal yardım, aile toplantıları, çocuklar için
özel programlara kadar birçok etkinlik
düzenleyebiliyorlar. “Çorbalı Akşam Yemekleri ve Halk
Dansları”, “Ev Partileri” ve benzeri adlar altında yapılan
etkinliklerin altında yatan gerçek, misyonerlik
faaliyetleridir.
Özellikle Çinlilere karşı misyonerlik
faaliyetleri çok yoğun bir biçimde sürdürülüyor. Çin’den
gelen ailelerle yakından ilgileniyorlar ve Çince birçok
broşür ve kitapçık hazırlıyorlar. En az yanaşabildikleri
öğrenciler ise Müslüman ülkelerden gelenler. 11 Eylül
sonrası, Müslüman ülkelerden gelen öğrencilere genelde
şüpheli baktıkları ve bu ülkelerden gelenlerin aralarına
katılmalarından çekindikleri izlenimi var.
Burada yayın yapan televizyon kanallarının
bazıları da adeta misyonerlik görevini sürdürüyorlar.
Televizyonlarda yayınlanan programlarda animasyonlara çok
önem veriliyor. Örneğin konuşması çok düzgün ve etkili
olan bir bayan, sahnede tiyatroda rol oynar gibi sunu
yaparken, sahnenin yanında kadınlı erkekli animasyon
gurubu da anlatılanlara uygun dans gösterileri yapıyorlar.
Sonuç
olarak ABD’ye gelen yabancıların bir bölümü, bu tür
misyonerlik faaliyetleri ile ister istemez
karşılaşıyorlar. Şayet bilinçli ve istikrarlı değillerse,
ülkelerine misyoner olarak dönebiliyorlar.
Bu
yazı hakkında yorum yapmak için lütfen tıklayınız....