Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Yazarlar / Asaf VAROL << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 

Asaf VAROL ...: İLETİŞİM :

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa

Prof. Dr. Asaf VAROL - Güncel Yazılarıyla Artık Yazar Sayflarımızda

ABD'DE TÜKETİCİ HAKLARI
13 Eylül 2004 Pazartesi

Amerika Birleşik Devletlerinde tüketiciler çok büyük haklara sahiptirler. Bir malı hiç tereddüt etmeden satın alabilirsiniz. Çünkü eğer aldığınız mal arızalı ise veya beğenmediyseniz, rahatlıkla götürüp geri verebilirsiniz. Geri verme süreci, aldığınız malın cinsine göre değişebilir. Örneğin elektronik cihazlarda bu süre genelde 2 hafta iken, diğer mallarda bir ve hatta iki ay olabiliyor.

Wal Mart, Amerika’da mağazalar kategorisinde en büyük olanlardan biri. Geçenlerde mağazada dolaşırken satılan mallardan geri getirilenlerin oranını görünce, şaşırdım kaldım. Çünkü panoda %81 rakamı yazılı idi. Oldukça yüksek bir rakam. Yani satılan malların %81 i geri geliyormuş.

Geri getirilme oranı bu kadar yüksek iken, bu firma nasıl kâr ediyor diye düşünüyorsunuz. Bu konuda biraz araştırma yapınca durum anlaşılıyor. Büyük firmalar genelde Uzak Doğu (Çin, Tayvan, Kore, Burma) vb ülkelerinde fabrikalar kuruyorlar. Çünkü bu ülkelerde işçilik çok ucuz. Örneğin Çin’de bir saat işçilik için ödenen para, sadece 17 sent (250 bin lira) imiş.

Büyük firmalar mallarını satın aldıkları üretici firmalar ile de çok farklı anlaşmalar yapabiliyorlar. Her ne sebeple olursa olsun, üretici firma kendisine gönderilen malı kayıtsız şartsız geri almak zorunda. Üreticiler mallarını satabilmek ve emsali diğer firmalarla rekabet edebilmek için bu tür sözleşmeleri kabulleniyorlar. Bu tür sözleşmeler, malı satan mağazaya şu avantajı getiriyor. Kendilerine iade edilen bir mal şayet bozuk ise mağaza onu hemen üreticisine iade ediyor. Eğer geri iade edilen mal bozuk değilse, fiyatını düşürerek tekrar vitrine koyuyor ve o malı bir başkasına satabiliyor. Daha ucuza verildiği için de alıcısı çıkıyor.

Satın alınan bir malı geri verebilme imkânı olduğunda, bu iyi niyeti suiistimal edenler de çoğalıyor. Örneğin satın alınan bir mantonun 1 ay giydikten sonra, iade süresi dolmadan götürülüp geri verildiğini ve yeniden bu defa başka bir kıyafetin alındığını; onun da bir süre sonra geri verilerek, kıyafet yenileme sürecinin artırıldığını duydum. Tabi bu yöntem de bana göre ahlaki sayılmaz.

Amerika’da uygulanan yöntem, tüketiciyi korumak açısından çok olumlu bir sistem. Ancak unutmamak gerekir ki gene güçlü olanların kaybettikleri bir şey yok. Asıl kullanılanlar ise çok ucuza çalıştırılan insanlar. Bu sömürü düzeni güçlenerek sürecek. Aç olan insanlar çok ucuza çalışmaya devam edecek ve patronlar daha da zengin olacak.

Tüketiciyi Koruma Kanunu Türkiye’de yürürlüğe girmesine karşın, garantili satışlarda arızalı çıkan bir malı tamir ettirmek bile ülkemizde çok uğraştırıcı bir olay. ABD’dekine benzer bir geri verme sisteminin Türkiye’de mağazalarda yürürlüğe girdiğini bir düşünsenize? Herhalde mağazaların çoğu kısa sürede iflas ederler ve mahkemelerimizde bu bağlamda açılan dava sayıları oldukça yükselir!


ABD'DE ALDATILMA YÖNTEMLERİ
13 Eylül 2004 Pazartesi

“Aldatılma” kelimesinin girmediği alan kalmadı gibi? Her sektörde şartlara uygun değişik bir aldatılma eyleminin yapıldığını görüyoruz. Amerika Birleşik Devletlerinde modern anlamda müşterilerin nasıl parasal olarak soyulduklarına bazı örnekler vermek istiyorum. Bu ülkede “Mail in Rebate (Posta ile geri ödeme)” denilen bir yöntem uygulanıyor. Bir mal aldığınızda geri ödeme sonrası malın kaça satılacağına dair ilanlar görürsünüz. Diyelim ki bir mal alıyorsunuz ve bu malın fiyatı 200 dolar olsun. “Rebate $50” dolar deniliyorsa, bu malın maliyeti size 150 dolar olacak. Ama işlem şöyle yapılıyor. Başlangıçta 200 doları ödüyorsunuz. Size 50 dolar değerinde bir “Mail in Rebate” kuponu veriliyor ve siz bu kuponu en geç 20 gün içinde ilgili adrese göndermek zorundasınız. Bu tarihten sonra gönderilen kuponlar geçersiz sayılıyor. 4-6 hafta içerisinde size 50 dolarlık bir çek gönderiliyor ve parayı gidip ilgili bankadan alıyorsunuz.

Ticari olarak düşünüldüğünde çok zekice bulunmuş bir yöntem olduğu muhakkak. Çünkü 4-6 hafta süresince vatandaşların parası çalıştırılarak, şirket daha fazla kazanç sağlıyor. Ama tek amaç bu değilmiş. Yapılan bir araştırmaya göre, küçük meblağları taşıyan indirim kuponlarının genelde şirketlere geri gönderilmediği veya 20 günlük süre aşıldığı için kuponun geçersiz olduğu, dolayısıyla şirketin bu yolla da kazanç sağladığı iddia edilmekte. Gerçekten de insanlar bu kuponları postaya vermeyi unutabiliyor veya süreyi geçirebiliyorlar.

Diğer bir örnek daha vermek istiyorum. Cep telefonuna sahip olma hikâyesi, burada çok enteresan. Tam ticari bir oyun sahneleniyor. Bir veya iki yıl süre anlaşma yaparak cep telefonu alıyorsunuz. Ona göre gerektiğinde cep telefonu için hiçbir ücret dahi ödemiyorsunuz. O kadar değişik tarifeler uygulanıyor ki anlamak için çok emek sarf etmeniz gerekir. Telefon satılırken yeterince her türlü açıklama yapılmıyor. Ama sözleşmeyi imzalamadan da telefonu alamıyorsunuz. Sözleşmeler de aynen ülkemizde sigorta şirketlerinin evraklarında olduğu gibi hem çok uzun hem de okuyabilmek için büyüteç gerekebiliyor. Zaten okumaya kalksanız rahat bir-iki saat zaman harcamanız gerekir. Ne yapıyorsunuz mecburen imzalayıp bir an önce telefonunuza kavuşmak istiyorsunuz.

Sonra kabarık bir ilk fatura geldiğinde aldatıldığınızı o zaman anlıyorsunuz. Neymiş? sizin faturalandırma döneminiz ayların 24 üncü günleri imiş. Oysa söz gelimi siz telefonu ayın 17 sinde almışsınız. Bu bir haftalık süre için, sizin hakkınız olan aylık ücretsiz konuşma süresi dörde bölünüyormuş. Siz de bu süreyi “nasıl olsa daha çok dakikam var” diye farkında olmadan aşmış oluyorsunuz ve karşınıza yüzlerce dolar taşıyan bir fatura görünce soluğu şirketin bürosunda alıyorsunuz.

Size verilen ilk cevap ne yapalım faturalandırma döneminiz ayın 24’ü. Peki niye telefonu aldığım tarih değil de daha ileri bir tarih diye sorduğunuzda, “bilmiyorum” cevabını alıyorsunuz. Sonuçta sözleşmede de faturalandırma tarihi ile satın alınma tarihi arasının özel ücretlendirildiğini veya tarife dışı olduğunu o zaman öğrendiğinizde de iş işten geçmiş oluyor. İşte modern soyulma yöntemlerine ilişkin rüyalar ülkesi diye adlandırılan Amerika Birleşik Devletlerinde uygulanan aldatılma yöntemlerine iki örnek. soyulmamanın tek yolu çok dikkatli ve uyanık olmak, mevzuatı çok iyi öğrenmek ve sözleşmeleri oturup çok dikkatli okumak!

Bu yazı hakkında yorum yapmak için lütfen tıklayınız....

Prof. Dr. Asaf VAROL - Elektronik Posta: avarol@firat.edu.tr
Fırat Üniversitesi - İletişim Fakültesi Dekanı - 23119 Elazığ/Türkiye
Phone: 0-424-2362660 - Faks: 0-424-2388387

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa Başa Dön

 
footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

Güncel  : | Elazığ Forumlar | Yazarlar | Haberler | A.Dosyaları | Ferrokrom | Mail Listesi |  E-Ticaret |

| Tasarım | Site Harita | Bize Ulaşın | Reklam | Başa Dön | Hakkımızda |    Ana Sayfaya Dönüş