Bilindiği üzere birçok ülke bize vize
uyguluyor. Yani başka bir ülkeye gitmek istiyorsanız o
ülkenin vizesini almak zorundasınız. Üstelik vize almak
günden güne çok zorlaştırılmış durumda. Vize işkencesine
rağmen yurtdışına gitmek için kuyruklar oluşturuyoruz.
Diğer ülkelerin vize uygulamasını ve
özellikle de 11 Eylül 2001 sonrasında uyguladıkları çok
eziyetli güvenlik denetimlerine anlam vermek mümkün.
Yurtdışına çıkmak isteyen kendi vatandaşlarına eziyet eden
kaç ülke var bilemiyorum, ama ülkemizde yurtdışına çıkan
vatandaşlara ızdırap çektirildiği bir gerçek.
Başımdan geçen bir olayı size aktarmak
istiyorum. Bir hafta önce yurtdışına çıkış için Atatürk
havalimanında idim. İç hatlardan dış hatlara geçerken,
hemen yanınıza taşıyıcılar yaklaşıyor ve “Yurtdışı hatlara
mı?” mı diye soruyor. Birçok yerde olduğu gibi orada da
bir şebeke kurulduğu, hemen fark ediliyor. Taşıyıcı tutmak
zorunda değilsiniz. Ama eğer yükünüz ağır ise dış hatlara
gitmek için emdiğiniz süt burnunuzdan getiriliyor. Yukarı
çıkmak için asansör kullanmak durumundasınız. Ancak
asansörler ya çalışmaz ya da kuyruk nedeniyle sıra
gelinceye kadar dakikalar geçer.
Oysa taşıyıcılar bir yolunu bulup sizi en
kısa yoldan ve çok hızlı bir biçimde dış hatlara
ulaştırıyorlar. Toplam harcadıkları süre 10 dakika ve
karşılığında 10 milyondan az olmamak şartı ile para vermek
zorundasınız. Çok güzel bir gelir. O zaman acaba
asansörler özellikle mi arızalandırılıyor ki taşıyıcılar
devreye gitsin, sorusu aklınıza gelebiliyor?
Dış hatlara giderken yarı yolda araba
değiştiriyorsunuz. Gerekçesi o bölge başka bir şirkete
aitmiş. Düşünebiliyor musunuz eşyaları yüklediğiniz
arabayı yolun yarısında boşaltıp diğer bir arabaya
yüklüyorsunuz.
Dış hatlara vardığınızda gene iş bitmiyor.
Bu defa güvenlik duvarına takılıyorsunuz. Eşyalarınız
didik didik aranıyor. Bu işlem yapılmak zorunda ve
eşyaların titizlikle aranması bizim güvenliğimiz için
gerekli. Bu işlemden kimse rahatsız değil. Güvenlik
sonrasında check-in işlemi yaptırmak için nereye gitmeniz
gerektiğini gösteren işaretler yok. Bu defa elinizdeki
yüklerle bir görevli bulup yol sormak için uğraşıyorsunuz.
Arkasından pasaport kuyruğuna girmeniz
gerekli. Orada da yeni bir usul konulmuş. Bankolar
ülkelere göre ayrılmış. Dolayısıyla bir banko önünde uzun
kuyruk varken, diğer banko önünde az bir kuyruk olmasına
karşın diğer bir ülkeye gideceklerin kontrolü yapılmıyor.
Bu arada zaman geçmiş ve uçağın normalde kalkmış olması
gerekiyor. Ama uçak mecburen gecikmeli kalkıyor.
İşe organizasyon, işte
eziyet! Ben bulunduğum konum itibariyle bu kadar zorluk
çektiğime göre, acaba normal bir vatandaşımız ne yapıyor?
Muhtemelen uçağı kaçırıyordur. Bu işlemleri
süratlendirecek ve atıl zamanı minimuma indirecek
tedbirleri alacak bir yetkili acaba neden olaya el
koymuyor!
Bu
yazı hakkında yorum yapmak için lütfen tıklayınız....