Coğrafik konumu itibariyle Ülkemiz, tarih boyunca sürekli
dış mihrakların destekleriyle birçok terörist grubun kötü
emellerinin hareket alanı olmuştur. Faaliyete başlama
tarihleri yıllar öncesine dayanan, ancak baskın
eylemlerine 1984’lü yıllarda başlayan PKK (KADEK) örgütü
de, dış güçlerin kötü emellerini gerçekleştirmek için
kullanmaya çalıştıkları gruplardan sadece birisidir.
Çanakkale ve diğer savaşlarda ülkenin bütünlüğü için
canlarını veren biz Türkler ve Kürt halkı, maalesef bugün
biri birine düşman unsurlar haline getirilmiştir. Üzülerek
belirtmek gerekir ki, PKK örgütü içerisinde yer alan
birçok vatandaşımız, istemedikleri halde çeşitli faktörler
yüzünden kendilerini bu örgüt içerisinde bulmuşlardır.
Diğer taraftan Polis teşkilatımız da söz konusu bu tür
terörist eylemler sonucunda, birçok şehit vermiş ve
binlerce polis ailesi çocukları yetim kalmıştır.
Ülkemiz üzerinde kötü emelleri olan dış güçlerin, terörist
eylemlerle ulaşamadıkları hedeflerini gerçekleştirmek için
daha farklı yöntemlere başvurduklarını görmekteyiz. Avrupa
Birliğine girebilmemiz için önümüze sürülen gerekçelerin
büyük bir bölümünde de aslında ülkemizi bölme niyetlerinin
yattığı kuşkusunu taşımaktayım.
Keza Kıbrıs’ta önümüze sürülen Annan Planının son hali
için de birçok yorumlar yapılmaktadır. Kıbrıs, Irak,
Gürcistan hattındaki gelişmeler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu
Bölgelerini de içine alacak şekilde Irak’ın kuzeyinde bir
Kürt devletinin kurulması çabalarının olduğu yönündeki
görüşleri destekler niteliktedir. Kıbrıs sorununu çözmek
için ortaya konulan planın dokuz bin sayfalık eklerini
okumadığım için şu aşamada bir yorum yapmak kolay
değildir. Ancak umarım görüşmeler neticesinde Türk halkı
leyine olacak sonuçları elde edilir.
Asayişi sağlamakla görevli polis teşkilatımızda,
kuruluşundan günümüze kadar önemli gelişmeler yaşanmıştır.
1970’li ve 80’li yıllarda polis denildiğinde, hemen kaba
kuvvete sarılabilen ve halka eziyet edebilen bir imaj akla
gelirken, bugünkü polis mensuplarında (bazı münferit
olaylar hariç tutulduğunda); iyi eğitilmiş, modern
teknolojileri kullanabilen, insancıl davranışlar
sergileyen vb. yönlerinin daha da güçlendiğini görmek, biz
vatandaşları oldukça memnun etmektedir.
Polis mensuplarımızın halkla iyi bir iletişim kurma
yönünde daha çok çaba göstermesi gerekir. Sadece bazı
standartları (TS-N-ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistem
Belgesi) sağlamış olmak, gerçek bağlamda kaliteyi
sergilemeye maalesef yetmemektedir.
Nisan ayının
ikinci haftası, Polis teşkilatının 159. kuruluş yıldönümü.
Maalesef emniyet mensuplarımız düşük maaşlarla canlarını
ortaya koyarak asayişi sağlamaya çalışıyorlar. Kaliteli
bir hizmet almanın en etkin yolu, çalışanlarının maddi
problemlerini öncelikli çözmekten geçer. Maddi problemler
halledildikten sonra da manevi desteğe sıra gelir. Şu anda
emniyet mensuplarımızın sadece 159. kuruluş yıldönümü
kutlamaktan başka da bir şey yapamıyoruz. Daha nice mutlu
ve huzurlu kuruluş yıllarına...