Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Yazarlar / Asaf VAROL << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

Asaf VAROL ....:...: İLETİŞİM :

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa

Prof. Dr. Asaf VAROL - Güncel Yazılarıyla Artık Yazar Sayflarımızda

SOKAK ADABI
04 Şubat 2004
Çarşamba


Elazığ’daki kaldırımlı yollar birçok insanı tehlike ile burun buruna getirmiştir. Kaldırım değil, bir engelli yürüyüş parkuru sanki. Halk pazarı, ucuzluk pazarı diyerek, halka ucuz mal satmak için açılan dükkanların önündeki kaldırımlar tamamen meyve-sebze raflarıyla dolu. Hem de dükkanların önünü çevirmek yetmiyor, yola da iki sıra sandıklar koyuluyor. Yol boyunca önünüze dolaplar, sandalyeler, masalar çıkıyor. Mobilyacı dükkanının önünü mobilya pazarına çeviriyor. Size yine kaldırımlardan inip yoldan yürümek düşüyor.

Dükkan önündeki kaldırım o dükkana ait midir? diye sorulmalı aslında! Kaldırımlar eğer bir kamu malıysa, kaldırımda yürümesini engellediyseniz her insanın da hakkını ihlal ediyorsunuz anlamına gelmez mi?

“Bu kadar hassasiyet de olmaz” diye itirazlar olabilir. Sizce kaldırımda yürümesi gerekirken önüne çıkan meyve-sebze reyonu, mobilyalar sebebiyle yola inmek zorunda kalan bir insana araba çarptığında, bunun sorumluluğu kime ait olacaktır?

Bunları yazarken sakın sanılmasın ki seyyar satıcılara karşı çıkıyorum. Onların evlerine bir parça ekmek götürmek için verdikleri mücadeleyi çok iyi anlıyorum. Ancak bu vatandaşlarımız için kalıcı pazar yerlerinin kurulması ve kendilerinin ekmek mücadelesine çözüm bulunması, yetkililerin başlıca görevleri arasındadır diye düşünüyorum.

Esnafımızın dükkanının önündeki kaldırımları eşya ile doldurmasına ise anlam veremiyorum. Elazığ’da seyyar satıcılarının sokakları, kaldırımları meşgul etmesinin yanında, esnafımız da dükkanlarının önlerini işgal ediyor. Dükkan yetmiyor bir de sokağa çıkılıyor. Herhalde “dükkanın önünü meşgul etmesem bir seyyar satıcı nasıl olsa gelip işgal edecektir” diye mi düşünüyorlar (?)

Yazdığım bu olaylar, sokak adabı ile ilgilidir. Bireyler sadece kendi çıkarlarını ön plana çıkartırlarsa, sokağı işgal edip sade vatandaşın yürümesini engellemek onlar için normal bir davranış gibi gelir.

Dükkanların önüne ve kaldırımlara tezgah açtırılmamalıdır. Bu tezgahlar kaldırımda yürüyen insanları rahatsız etmekte, bu nedenle de yolda yürümek zorunda kaldıkları fark edilmelidir. Bu tezgahlardan dolayı kaldırımda yürüyemeyip yola inen bir insana, bir aracın çarpmasının sorumluluğunu kim taşıyabilir! Bir gün böyle bir kaza olur da insanlara zarar gelirse, bu hakkı kim ödeyebilir.

Sonuç olarak sokaklarda yaşadığımız ve yukarıda bahsettiğim manzaralar, insanımızın yaşama kültürü ile de yakından ilgilidir. Alışkanlıklarımızı kolay kolay terk edemiyoruz. İnsanımızı birçok yönden eğitmek, bilgilendirmek ve uyarmak durumundayız. Ama eğer birey alışkanlıklarından vazgeçemiyorsa veya bile bile yanlışlıkları devam ettiriyorsa, zabıta zoru ile de yaşam tarzlarının değişmelerini sağlamak mümkün olamaz.


Bu yazı hakkında yazara yorumlarınızı bu form ile ulaştırabilirsiniz.


Prof. Dr. Asaf VAROL
Elektronik Posta:
avarol@firat.edu.tr

Biyografim Eski Yazılarımız E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa Başa Dön

| Tasarım | Site Harita | Bize Ulaşın | Reklam | Başa Dön | Hakkımızda |    Ana Sayfaya Dönüş