Olağan kongre üzerinden henüz 4,5 ay gibi
kısa bir süre geçmiş olmasına karşın 16 Kasım Pazar günü
Elazığspor’da olağanüstü diğer bir kongrenin gerçekleşmiş
olmasının temelinde, Elazığspor’un puan cetvelinde en alt
sırada yer almasının elbetteki rolü büyüktür.
Elazığspor’da bir şeyler doğru gitmiyor. Konu ile
ilgilenenler kendilerine göre rasgele yorumlar yapıyorlar.
Bir kısmı başarısızlığı futbolcu transferlerindeki
yanlışlığa bağlarken, kimileri başarısızlığı yönetimdeki
organizasyon kopukluğuna ve maddi güçsüzlüğe dayandırıyor.
Ortada görünen gerçek ise Elazığspor’un çok kötü günler
yaşamasıdır.
“Olağanüstü kongre acaba Elazığspor’un
kurtulması için bir umut olabilir mi?” cevabını merakla
beklediğimiz bir sorudur. Mevcut yönetimin listesinin
karşısında diğer yeni bir listenin çıkmayacağını, yerel
basındaki konuşmalardan anlıyorduk. Bu kongre, bir kısmı
eski yönetici olup yeni isimlerle takviye edilen 20 üyeli
bir yönetimi karşımıza çıkardı.
Kongrede eski başkanlardan Mustafa
Yıldız’ın tahmini bütçenin gerçekleri yansıtmadığı ve
Elazığspor’un borcunun daha da artacağı sözleri sonrasında
kongre salonunda atmosfer aniden ısındı ve maalesef
itişmelere ve karşılıklı laf düellosuna sahne oldu. Bir
üyenin Mustafa Yıldız’ın Elazığspor’a ne kadar yardım
yaptığını açıklamasını istemesi ve bir milyar lafını
telaffuz etmesi üzerine, diğer bir kısım üye de “Bizim
paramız olmadığına göre kongre salonunda da bulunmamamız
gerekir” cevabını verdi. Ne olduysa bu noktadan sonra
meydana geldi ve kongre salonu hiç de hoş olmayan
görüntülerle baş başa kaldı.
Avrupa Birliğine girmeye hazırlanan bir
ülkenin bireyleri olarak henüz tartışma ve karşılıklı
konuşma adabını bilmiyoruz. İşimize gelmeyen sözleri sarf
edenlere tahammül edemediğimiz gibi, hemen işi kaba
kuvvete dökmeye çalışıyoruz. İşte bizim hamurumuz bu!
Kırılgan yapılı bu hamura şekil vermek çok zor. Çünkü
karşımızdakilere veya rakiplerimize asla tahammül
gösteremiyoruz ve onları dinlemek dahi istemiyoruz.
Rakiplerin konuşmalarına tahammül
gösteremeyen ve adeta kuvvet gösterisine dönüşen kongrenin
demokratik olgusuna gölge düştü. Ne hikmetse bir türlü
Elazığ’ın ortak çıkarları konusunda birlikte hareket
edememekteyiz ve sadece en kolayı olan eleştiri yolunu
seçiyoruz. Bir türlü sen-ben kavgasından kurtaramıyoruz
kendimizi.
Elazığspor Elazığ’da yaşayan ve Elazığ’ı
seven herkesin takımı. Bu takıma kimler sahip çıkacak?
Neden bu takımın çarkı her dönem sadece değirmen suyu ile
döndürülmeye çalışılıyor? Niçin kalıcı projeler
üretilemiyor? Elazığspor yönetimine sadece parası olanlar
mı girebilecek? Kongrelerde sadece parmaklar mı kalkıp
inecek? Neden kongre üyelerinin sayısı sadece birkaç yüzü
geçemiyor? İşte bu sorulara gerçek yanıtlar bulabilirsek
ve bu konularda fikir üreticiliği yapabilecek insanların
yönetime seçilmesini sağlayabilirsek, o zaman belki
kuvvetli bir Elazığspor’u yaratabiliriz!
Bir Elazığspor sevdalısı ve Genel Kongre
üyesi olarak; tekrar güvenoyu alan ve güçlenerek ortaya
çıktığı imajını veren Elazığspor’un yeni yönetimini
kutlar, yönetimin düşme tehlikesi bulunmayan bir
Elazığspor için canla başla çalışacaklarını inanmak
istiyorum.