Bilindiği üzere birkaç yıldan beri
ülkemizde sayıları hızla çoğalan vakıf üniversiteleri
kuruluyor. Bugünkü tarih itibariyle toplam 23 vakıf
üniversitesi var. Biri Mersin’de olan vakıf
üniversitelerinin diğerleri Ankara, İstanbul ve İzmir’de
bulunuyor. Vakıf üniversitelerinin bazıları alt yapılarını
hızla geliştiriyor. Yani gerek bina ve gerekse öğretim
elamanı eksikliklerini hızla gideriyor.
Bir üniversitenin iyi bir eğitim ve öğretim
sunmasının birinci şartı, kaliteli öğretim elemanı
istihdam etmesidir. Hemen beraberinde kaliteli eğitimde
fiziki mekanların yeterliliği de gündeme gelir. Şöyle ki
çok iyi öğretim üyelerine sahip olabilirsiniz, ancak
yeterli laboratuarınız, atölyeleriniz ve bilgisayar alt
yapınız yoksa, sadece öğretim elemanları ile kaliteli bir
eğitim vermenin mümkün olamayacağını, artık herkes
kolaylıkla tahmin edebilir.
Kaliteli bir eğitim sunmak için bazı vakıf
üniversitelerimiz yukarıda bahsettiğim yeterli fiziki ve
insani kaynak alt yapılarını hızla yerine getiriyor. Bu
gelişme halk tarafından da fark edildiği içindir ki bu
gruba giren vakıf üniversitelerinin öğrenci puanlarının
yüksek olduğu görülür.
Vakıf üniversiteleri başlangıçta pek tercih
edilmiyor ve kontenjanlarının büyük bir bölümü boş
kalabiliyordu. Bu durumu aynen ikinci eğitim
başlatıldığında da yaşamıştık. İkinci eğitim ilk
açıldığında birinci eğitime kayıtlı öğrencilerle olan puan
farkları çok fazlaydı. Ancak şimdi bir üniversitenin
birinci ve ikinci öğretime ait puanları arasındaki farkın
oldukça azaldığına şahit oluyoruz.
Üniversiteye girmek için çaba gösteren
öğrenci sayısı artıkça, ileride vakıf üniversitelerinde
ücretli okuyabilmek için mücadele edeceklerin sayısı da
gitgide artacaktır. Yani bir süre sonra istediği bir
alanda yeterli puan tutturamadığı için devlet
üniversitelerinde okuyamayanlar, ücretli okumayı, yani
vakıf üniversitelerine gitmeyi tercih edecektir.
Fırat Üniversitesi Selçuk Üniversitesi ile
kıyaslandığında kuruluşlarının aynı dönemlere denk
gelmesine karşın, öğrenci ve program sayıları bakımından
kıyaslandığında Selçuk Üniversitesinin, Fırat
Üniversitesinden birkaç misli büyüklükte olduğu görülür.
Ancak üniversitelerin sıralamalarında kullanılan
uluslararası indekslerdeki yayın sayıları bakımından Fırat
Üniversitesinin ilk birkaç üniversite içerisinde yer
alması, dengeli bir büyümenin işaretçisidir. Yani Fırat
Üniversitesi, Elazığ’da bir vakıf üniversitesi doğuracak
öğretim elemanı potansiyeline sahiptir.
Elazığ ve yöresi, eskiden beri eğitime önem
veren bir bölgedir. Fırat Üniversitesi de dengeli
gelişimini hızla tamamladığına ve bazı branşlarda çok
sayıda öğretim üyesine sahip olduğuna göre, Elazığ’da
ikinci bir üniversitenin kurulmasının kanımca zamanı
gelmiştir. İkinci bir üniversiteye sahip olmanın en kolay
yolu ise, Elazığ’da bir vakıf üniversitesi kurmaktır.
Kuruluşu gerçekleştirmek için katkı sağlayabilecek olan
Elazığlıların bir araya gelerek ve bir vakıf çatısı
altında toplanarak, Vakıf üniversitesi kurma çalışmalarını
şimdiden başlatmaları gerekir diye düşünüyorum. Eğer
kaliteli ve nitelikleri itibariyle aranan bir profilde
istihdam alanı olan branşlarda mezunlar verilebilirse,
aileler yer faktörüne önem vermeyecek ve çocuklarını bir
vakıf üniversitesinde eğitim görmek üzere Elazığ’a
gönderebileceklerdir.