Ziyaret
ettiğim yabancı ülkelerin doğayı korumak için verdikleri
mücadeleleri gördükçe imreniyorum. Çoğu ileri gelişmiş
ülkeler adeta yeşile boğulmuş gibi. Yolların
kenarlarındaki yeşil alanlar gözlerinizi okşuyor.
Sokaklarda yere atılmış çöpe rastlamanız çok ender.
ABD de
kaldığımız West Virginia, çok sık ormanları ve rengarenk
ağaç türleri ile ünlenmiş bir eyalet. Şehir içerisindeki
parklarda ve ormanlık yerlerde geyikler cirit atıyor.
Şehrin hemen bitişiğindeki ormanda yabani hayvanlar
dolaşıyor ve sanki de evcilleşmiş gibiler. Çünkü siz
dolaşırken, onlar ürkmüyorlar ve otlamalarına devam
edebiliyorlar.
Amerikalılar yabani hayvan gördüklerinde onları ürkütmemek
için ellerinden geleni yapıyorlar. Mümkün olduğunca sessiz
dolaşmaya gayret gösteriyorlar. Ellerindeki çöpü yere
atana henüz rastlamadım. Bir çöp kutusu buluncaya kadar
çöpü ellerinde taşımaya devam ediyorlar. Yani ABD halkının
zaten büyük bir bölümü, çevreyi kirletmemek için elinden
geleni yapıyor. Buna karşın çevreyi kirletenlere de büyük
cezalar uygulanıyor. Örneğin yasak bir yere çöp dökene
uyguladıkları cezalar 500 dolardan başlıyor. Çöpü
döktüğünüzü gören bir Amerikalı mutlaka sizi ihbar
ediyor.
Çevreye bu
kadar hassas davranılırsa, artık çevre kirliliğinden
bahsetmek söz konusu olur mu? Elbette hayır. Burada yağmur
çok sık yağıyor. Sanki de doğanın kendisi de çevrenin
temiz ve yeşil kalması için çaba sarf ediyor ve otlar
adeta suya doyuyor ve her taraf yemyeşil.
Kaldırım
kenarlarına belediye tarafından çiçek saksıları konulmuş.
Bu saksılar kaldırım üzerinde tahminen 2 metre yükseklikte
demir sehpalar üzerinde durmakta. Saksıdan taşan yapraklar
ve çiçekler aşağı doğru sarkıp güzel bir görünüm veriyor.
Havanın bulutlu olması ve muhtemelen yağmurun yağması
kesin gözükmesine rağmen her sabah belediyenin elemanları
özel araçlarla bu çiçekleri sulamaya devam ediyor.
Kaldığımız
evin önünün asfaltı bozulmuştu. Asfaltlama yapılacağı
haberi 2 hafta önceden yol kenarına levhalar asılarak
asfaltlamanın 3 gün süreceği duyurulmuştu. İlk iki gün
yollar temizlendi ve bozuk satıhlar kazıldı. Ancak
başlangıçta işlemler o kadar ağır yürüyordu ki ben kendi
kendime “Bunlar bizden de tembel. Bir ayda asfaltlamayı
bitirebilirlerse iyi” diyordum. İnanmayacaksınız ama
üçüncü gün asfaltlamanın bittiğini ve çok kaliteli bir
asfaltının yapıldığını görünce hayretler içinde kaldım.
Yani işlerini belirtikleri süre içerisinde mutlaka
bitiriyorlar ve çok sağlam iş yapıyorlar.
İşte çevre
böyle korunur. Doğadaki her türlü canlının yaşama hakkına
böyle saygı gösterilir. Bazı Amerikalı komşularımız,
bahçelerine geyiklerin dadandığını ve zarar verdiklerinden
şikayetçi olmalarına karşın, onları sevebiliyorlar. Bizde
olsa herhalde tüfeği alır hemen oracıkta hayatına son
verirdik.
Yeşili
bozdukça, çölleşen çevre nedeniyle ne yağmur yağar ne de
erozyon önlenebilir.
Doğayı
korumayı öğrenmeliyiz. Biz doğa ile barışık olmadıkça,
doğa da bizimle barışık olmaz.