Ekim 2002 ayında Günışığı ve on-line
yayımlanan
www.elaziz.net
gazetelerinde “Internet Bankacılığı Problemli“
başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazımda “Internet
bankacılığında son dönemlerde sahtekarlık olayları
çoğalmaya başladı. Bankacılık işlemlerini Internet
üzerinden yapan kişilerin bilgilerini çeşitli yazılım
programları ile elde eden bazı kişiler, bilahare elde
ettikleri kullanıcı kodu ve şifreleri ile sahibinin
hesabından para çekip kendi hesaplarına aktardıkları
olaylarını basından duyuyoruz.” ifadelerini
kullanmıştım. Ankara’dan bir okuyucumun feryadını sizlere
aktarmak istiyorum.
“3 Haziran 2003 tarihinde başıma korkunç
bir olay geldi.Yıllardır biriktirdiğim bir miktar dolar
vadeli hesabımı Internet bankacılığı yoluyla virus
göndererek şifremi ele geçirip hesaplarına aktarıp 17 adet
bankamatik kartı ile 3 günde çekmişler. Sahte kimlik
düzenleyerek Internet bankacılığı ve bankamatik kartı
çıkarmışlar. Olayı bankadan öğrendiğimde şok oldum. Söz
konusu şahsın 20 gün önce de diğer bir banka müşterisine
bana yaptığının aynısını yaptığını öğrendim. Paramı ödeyin
başvurusuna, şifrenin üçüncü şahısların eline geçmesinden
bankanın mesul tutulamayacağı cevabı geldi.”
Geçen yıl yazdığım uyarı nitelikli bir
yazı, bu yıl maalesef gerçekleşmiş oldu ve yıllardır bu
okuyucumun yoğun bir biçimde çalışarak biriktirdiği
paralar bir anda yok olmuş. Şimdi büyük bir mücadele
verecek ki parasını kurtarsın. Okuyucumun yazdıklarından
yola çıkarak, bu olayda parayı hesabına aktaran kişinin
sahte kimlik ile 17 adet bankamatik kartı çıkartmış olması
dikkatimi çekiyor. Nasıl oluyor da kartı düzenleyen banka
memurları, 17 adet sahte kart düzenleyebiliyorlar!
Bankalarımız acaba bu kadar gayri ciddi mi çalışıyorlar?
Bankada hesap açtırırken mutlaka vergi numarası da
gerekiyor. Bu olaya anlam vermek mümkün değil. Türkiye’de
Internet Bankacılığının özel durumları için de henüz tam
etkili bir yasanın olmadığını biliyorum.
Okuyucuma önerim, hukuksal mücadelesini
sürdürmesidir. Özellikle parayı hesaplarına geçiren şahsın
17 adet bankamatik kartı çıkartabilmiş olmasının üzerinde
durmak gerekir. Bu konuda elbette ki hukukçularımız daha
etkin ipuçları elde edebileceklerdir. Benim yapabileceğim
sadece tavsiye ile sınırlı kalır.
Internet bankacığını kullanan kişilerin
kullanıcı kodu ve şifrelerini başkalarına asla
vermemelerini, şifrelerini mümkün olduğunca uzun
yazmalarını, Internet Bankacılık işlemlerini Internet
kafeler gibi umuma açık olan yerlerde yapmamalarını,
mümkün ise sürekli kendilerine ait ve de başkasının
kullanmadığı bilgisayarlar üzerinden bankacılık
işlemlerini yürütmelerini, Internet bankacılığı esnasında
ekranda şifre girme işlemi için bir pencere sunuluyorsa,
karakterleri oradan seçmelerini, yani klavyeyi
kullanmamalarını, şifre verirken başkalarının kolaylıkta
tahmin edebilecekleri doğum yılı, çocuklarının adlarını
vermemelerini ve makinelerinde çok iyi virüs tarama
programlarını kurmuş olmalarını öneririm.
Sonuç
olarak, Internet Bankacılığı zaman tasarrufu açısından çok
önemli bir teknoloji. Ancak maalesef her yeni teknolojinin
mutlaka aksayan yönleri de mevcut. Bu olayda da görüldüğü
gibi bir vatandaşımız, teknolojin kurbanı olmuş. Artık
vereceği hukuksal savaşın sonucunu beklemekten başka da
çaremiz yok gibi…