|
“Gül, Güldür, Düşündür”.
ÖNSÖZ
Hayat; doğrular ve yanlışlarla geçen, kimimizde
uzun, kimimizde kısa süren bir yoldur. İşte bu yolda sendelememek için, ya çok
dikkatli olmalıyız ya da yanlışlarımızdan ders çıkarıp, doğruları bulmaya
çalışmalıyız. Yanlışlardan dönüp doğruyu bulmak insanlığın gereği değil midir
zaten? “Kıssadan hisse çıkarmak” da erdemliliğin göstergesi olduğu gibi.
Olayları yazar, olayları düşünür, olayları
konuşuruz; olaylarla algılarız hayatın tadını, acısını. Ne kadar algılasak da
acıları yaşamak istemeyiz hiçbir zaman. Ancak mevcut durumdan ders çıkarmak,
aldığımız dersleri yorumlayıp hayatımızdaki olumsuzlukları tersine çevirmek ve
bunu da başkalarına sevimli ve anlaşılır bir halde anlatmak, insanoğlunda olması
gereken bir meziyet diye düşünüyorum.
Bu düşüncelerden yola çıkarak yazdığım “Polisin
Hatıra Defterinden-Yaşanmış Polisiye Olaylar” isimli ilk kitabım sizlerden büyük
ilgi gördü. Aldığım olumlu tepki ve destekleriniz için tüm okurlarıma
teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim.
Birinci kitabımda da olduğu gibi, Türkiye’mizin her
bölgesindeki polislerimiz ve vatandaşlarımızdan süzülüp gelen pırıltılardır; bu
kitapta anlatılanlar. Bazen polisiye, bazen yardımseverlik, bazen muzip, bazen
komik, bazen trajikomik, bazen de trafi-komiktir bu kitapta anlatılan olaylar ve
yaşananlar... Hayatın gerçekleriyle dizilmiş incilerden birer kesittir bu
yazılanlar. Yaşarken gülmek mi istiyorsunuz, gülerken güldürmek mi istiyorsunuz;
sorulara cevap, yanlışlara doğru, cevaplara ayna mı istiyorsunuz? İşte
buradayım, elinizin altındayım diyor bu yaşanmışlar. Durma, hadi durma, oku beni
diyor bu olaylar...
45 yıllık bir hayat ve polislik tecrübesiyle sayfa
sayfa çiçeklenmiş olan bu kitabı elinize aldığınızda eminim bir solukta
okuyacaksınız ve siz de yaşadıklarınızı, düşüncelerinizi, anılarınızı yazmak
için kendinizde o gücü hissedeceksiniz. “İnsanlar gülerek veya ağlayarak
öğrendiklerinde, öğrendikleri şeyi hiçbir zaman unutmazlar! Ancak gülerek
öğrendiklerini uygular, ağlayarak öğrendiklerini ise uygulamazlar” sözünden
hareketle; yapılması gerekenleri, doğruları göstermeyi, yanlışlardan uzak
durmayı, güldürerek öğretmek sizce de en güzeli değil midir? İnsanı insana, seni
sana, sizi size, polisi vatandaşa, kısacası hepimizi hepimize anlatmak isterken,
kuralların kulaklarımıza küpe olmasını öğütlemeye çalışırken; gülerek,
güldürerek, düşündürerek başarılı olunabileceğine tüm kalbimle inanıyorum.
Bir araya getirilerek hazırlanması oldukça uzun bir
süreç almış bu kitabın sayfalarını çevirirken bazen gülümseyecek, bazen kaş
çatacak, bazen de anlatılanları belleğinize yazıp başkalarına anlatmak için
sabırsızlanacaksınız. Ben bunları yazarken hiç sabırsızlanmadım. Anıları
derlerken, düzenlerken ve arkadaşlarım da yazsınlar diye beklerken
sabırsızlanmadım. Ancak ne kadar sabırsızlanmasam da yazarken de, tanzim ederken
de geciktim. Aylarca hangi konuları sizlere sunmayı, günlerce hangi olaydan
başlayacağımı, saatlerce hangi başlığı ve atasözünü seçeceğimi ve yine aylarca
da hangi ismi koyacağımı düşündüm. Nice sonra Ankara Sheraton Oteli’nde
İngilizce sunulan bir konferansı dinlerken, konuya yabancılığım nedeniyle
konferansı dinlemeyip kitaba isim bulmak üzerinde düşündüm ve o gün Sheraton’da
ismi bulduğuma inandım.
Kitabın adı “Gül, Güldür, Düşündür” olmalıydı.
İnsanların bu kitabı okurken gül’mesi, başkalarına anlatıp güldür’mesi, gülerken
ve güldürürken de düşündür’mesi gerekiyordu ve bu sözcükler ilk okunuşta
anlamlarını koruyorlardı. Bir de kelimelerin ilk okunuştaki anlamlarından
farklı, ikinci anlamları da vardı ki bunu da şu şekilde açıklamak istiyorum:
Öncelikle kitabın isminde temiz duyguların ifadesi bir çiçek yer almalıydı ki
bunun da en güzeli gül’dü. Gülün gül olduğu kesin olmalıydı. “Gül, güldür” Bu da
sağlandıktan sonra gül’ün, yani temiz duygu ve düşüncelerin hepimizin özlemi,
düşü olduğunu belirtmek için de “düş’ündür”, “rüyandır” kelimesini ilave etmek
gerekiyordu ki bu da yine “Gül, Güldür, Düşündür” üçlüsüyle gerçekleşiyordu.
Kitabın adını isteyen istediği gibi anlasın,
istediği gibi yorumlasın diye düşünüyorum. İnsanlarımız hep gülsün, güldürsün,
gül gibi temiz duygular taşısın, insanlarımız düşünsün, düşündükçe doğruyu,
iyiyi bulsun, yanlışlardan vazgeçsin istiyorum. Hepimizin amacı değil mi iyiyi,
doğruyu güzeli, faydalıyı bulmak, yardım etmek, doğru ve dürüst yaşamak. Polisin
amacı değil mi, darda ve zorda olanlara yardım etmek, iyilikleri getirmek,
kötülükleri gidermek, insanları güldürmek ve iyiyi düşündürmek...
Tüm bu nedenlerden dolayı, arkadaşlarımın da
katkısıyla kaleme aldığım bu kitabın hazırlanma ve yayınlanma aşamasında emeği
geçen herkese sonsuz teşekkür ederim. Sizleri kitapla baş başa bırakırken,
okuyan herkese yararlı olmasını diler, tüm eksikliklerin şahsıma, tüm
güzelliklerin Emniyet Teşkilatına, iyi insanlara ait olduğunu belirtir, sevgi ve
saygılar sunarım. 20 Temmuz 2002
Feyzullah ARSLAN
1.Sınıf Emniyet Müdürü
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı
|