Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

"Gül, Güldür, Düşündür". Feyzullah ARSLAN

Kitap Ana Sayfa Önsöz Sonsöz 1. Bölüm 2. Bölüm 3. Bölüm 4. Bölüm 5. Bölüm 6. Bölüm
Trafik Sloganları Elaziz.net Ana Sayfa Polisin Hatıra Defteri

 

“Gül, Güldür, Düşündür”.


YAŞANMIŞ GERÇEKLER (POLİSİYE OLAYLAR)
C - Fıkralar


ONSEKİZ

Gece yarısına doğru ıssız park yerinde devriye gezmekte olan polis memuru, ileride park etmiş ve iç lambası yanan bir otomobili fark eder. Arabanın şoför koltuğunda oturan genç, elindeki dergiyi okumakta, arka koltukta oturan bir genç kız ise örgü örmektedir.

Polis memuru durumdan kuşkulanarak arabanın yanına gider ve ön camı tıklatır. Şoför koltuğundaki genç başını kaldırır, mecburen camı açar:

-Evet,memur bey? Ne vardı?

Polis memuru merakla sorar:
           -Ne yapıyorsunuz burada?
           -Neye benziyor? İşte bu dergiyi okuyorum...
Polis arka koltuktaki genç bayanı işaret ederek;
           -Peki o ne yapıyor? diye sorar.
Genç adam omzunun üstünden arkaya şöyle bir bakar ve;
           - Sanırım bir süveter örüyor, der.
Kafası karışan polis sorar:
           -Kaç yaşındasın,  genç adam?
           - On dokuz.
           - Peki bu kız kaç yaşındaymış bakalım?
Genç adam saatine bakar ve cevaplar:
           - Yaklaşık dört dakika sonra on sekiz yaşında olacak.

            Karakol 20 dakika ötede olmasa Polis biliyor ne yapacağını, ancak uyanıklığın gözü kör olsun. Neden yarım saat önce gelmediğine ah ediyor.


KAZA 

             Genç çocuk son model Porsche’si ile yolda ilerlerken kırmızı ışıkta durur. Tam o sırada arkadan gelen bir kamyon büyük bir gürültü ile arabaya çarpar. İkisi de inerler, bakarlar ki arabanın arkası haşat... Kamyonun şoförü gencin ayaklarına kapanır.

           -Abicim sen beni affet. Ben 30 yıl çalışsam bunu ödeyemem, nolur polis çağırma, sen şu kardeşini affet, der.

           Çocuk bakar ki adamın hakikaten hali vakti pek yerinde değil, adamı affeder ve arabasına binip yoluna devam eder. Çocuk iki, üç ışık sonra tekrar durur. Derken yine büyük bir gürültüyle arabasına arkadan çarparlar. Çocuk arabadan iner, bir de bakar ki yine aynı kamyon şoförü arabasına vurmuştur. Ancak bu sefer şoför kamyondan dışarı çıkmadan sadece kafasını pencereden uzatır ve:

-Abi benim ben, devam et ...


EYVAH! ROLEX’İM... 

Altında son derece lüks bir jaguar bulunan avukat, bürosunun önünde arabadan inerken yanından hızla geçen bir kamyon arabanın kapısını alır götürür. Etrafta bir telaş başlar, ambulans çağrılır, insanlar kaza yerine akın eder, polis gelir. Avukat polise sinirle olayı anlatır: "Arabamdan iniyordum, kamyon yanımdan hızla geçerken arabanın kapısına çarparak kapıyı yerinden söktü, aaah arabam gitti, dünya para vermiştim, şimdi ben ne yapacağım?"

Polis sorar: "Peki kolunuz nerede koptu?" Avukat bas bas bağırmaya başlar: "Eyvah Rolex'im! Rolexim!" 


PAPA 

Papa, son Amerika gezisinde New Jersey'in Garden State Parkway'inden aşağı koskoca limuzinine kurulmuş geziyormuş. Mevsim sonbahar... Manzara çok hoşuna gitmiş. Şoförüne "Yahu çok uzun zamandır araba kullanmadım. Papazken kullanırdım çok özledim araba kullanmasını çaktırmadan bir yerde dur da yer değişelim" demiş. Öyle yapmışlar. Yalnız uzun zamandır araba kullanmayan Papa, yol boş diye basmış gaza. İleride bir yerde trafiğe yakalanmışlar. Trafik polisi şoför kapısına yanaşmış, Papa da renkli camı açınca, trafik polisi beyaz giysiler içerisindeki Papa'yı görmüş ve irkilmiş, hiçbir şey söylemeden arabasına koşmuş. Hemen polis telsizinden merkezi anons etmiş ve;

-          Ben otoyolda birisini durdurdum, çok ama çok önemli biri olsa gerek ama mevzuatı bilmediğimden ne yapacağımı da bilmiyorum, demiş. Merkez cevap vermiş;

-          Durdurduğun kişi belediye başkanı filan mı?  Polis:

-          Yok yok canım, daha yüksek, deyince merkez;

-          Yoksa senatör mü? Polis :

-          Çok daha yüksek, demiş. Merkez :

-          Yoksa New Jersey valisini mi durdurdun? Seni ahmak. Polis heyecanla:

-          Yok daha daha yüksek. Merkezdeki memur sinirlenmiş artık.

-          Dangalak, yoksa koskoca Bush‘un limuzinindeki bayrağı görmeden durdurdum deme sakın. Polisin kafası atmış:

-          Bush olsa öpüp başıma koyacağım, durdurduğum kişinin şoförlüğünü Papa yapıyor, Papa.


ÇÜNKÜ SARHOŞUM 

Polis memuru yolda sağa sola yalpalayarak giden aracı durdurur. Şoföre doğru uzanarak "Bayım" der, "Lütfen şu tüpe üfler misiniz, nefesinizi kontrol edeceğiz."

Adam: "Özür dilerim memur bey, ama yapamam, bende astım var. O tüpe üflersem ciddi bir astım krizi geçiririm" der.

"Tamam, pekala o zaman benimle karakola kadar gelin kan alalım sizden"

"Onu da yapamam. Bende hemofili var, kan verirsem kanım pıhtılaşmaz ölürüm sonra"

"O zaman idrar testi yapacağız herhalde."

"Çok özür dilerim memur bey, ama ben şeker hastasıyım. Şimdi idrar yaparsam kan şekeri miktarım düşer."

"Tamam o zaman arabadan dışarı çıkın ve şu beyaz şerit üzerinde yürüyün."

"Olmaz yapamam memur bey!"

"Neden?"

"Çünkü sarhoşum."


POLİS YOK 

Hüseyin ve Mahmut, kamyona 5 metre yüksekliğinde eşya yüklemişler, İstanbul'a götürüyorlar. Giderken 100 metre ileride bir köprü gözlerine çarpmış. Köprü yüksekliği 4.50 m. belirtilmiş. Hüseyin arabayı köprüye 15 metre kala yavaşlatmış. Mahmut etrafa bakmış, Hüseyin'e: “Gazla Hüseyin, etrafta polis falan yok.” demiş.


MOTOSİKLETLİ HACI 

            Trafik polisinin birisi kuş uçmaz kervan geçmez ıssız bir yolda görevlendirilerek akşama kadar beş kişiye ceza yazması istenir. Akşam olur, nöbet bitmek üzeredir ancak polis sadece dört araca ceza yazabilmiştir. Son cezasını yazabilmek için beşinci bir araç beklediği sırada da karşı yoldan motosikletle yaşlı, sakallı bir Hacı gelir. Polis, ceza yazmak amacıyla Hacı’yı durdurur. Ancak ehliyet, ruhsat, lastiklerin havasına kadar herşey tamam, ceza yazmak için hiçbir eksik yok. Bunun üzerine sinirlenen Polis, biraz olsun sinirini yatıştırmak için Hacı’ya çıkışır: “Akşamın bu saatinde ne işin var bu yolda, bir kaza yapsan sana kim yardım eder?” Hacı cevap verir: “Evladım ben yalnız değilim, önde Hz.Muhammet arkada Allah var.” Bunu duyan Polis hemen atılır: “Tamam buldum işte, motosiklete üç yolcu binemez. Sana fazla yolcudan ceza yazıyorum.”


KAÇ Bİ TANE

Ersin, arabası ile trafikte seyretmektedir. O sırada da polis radyosunu dinlemektedir. Radyoda aniden müzik kesilir ve spiker anons etmeye başlar: “Sayın sürücüler, şu anda aldığımız bir habere göre TEM Otoyolu’nda bir araç yanlış yola girmiş ve ters istikamette seyretmektedir. Sürücülerin dikkatine...Ersin başını dışarı çevirir: “Kaç bi tane, kaç bitane.”


KİM DEMİŞ?

Trafik polisi, aracıyla seyreden Yaşar’ı durdurur:

-Beyefendi, on dakika evvel kırmızı ışıkta geçtiniz. Yaşar şaşkın bir ifadeyle Trafik polisine sorar:

-Kim demiş? Polis:

-Beş kilometre geride başkomiserimiz var, telsizle bildirdi.

Yaşar sinirlenerek:

-Ula amma boşboğaz başkomiserin varmış ha! Ağzında bakla ıslanmıyor. İnsan her gördüğünü söyler mi? Polis biraz sır saklar.


YALANLI AF

Sürücü son hız otoyolda ilerlerken peşine takılan Bölge Trafik ekibini görür ve Trafik Polisinin megafonundan gelen ikaz sesine uyarak aracını yolun sağına çeker. Gün boyunca çalışmış ve çok yorgun olduğu anlaşılan polis, sürücünün yanına gelerek; “Bu gün o kadar çok yorgunum ki, bana çok iyi bir yalan söyleyeceğine eminim. Bana neden hızlı gittiğine dair öyle bir yalan söyle ki seni serbest bırakayım.” der.

Adam kısa bir süre düşündükten sonra şöyle der: “Karım bundan bir ay önce bir polisle kaçarak beni terk etmişti. Arkamdan gelen polis arabasını görünce karımı polisler geri getiriyor zannederek son hız kaçmaktaydım.” der.

Polis de bu masum yalana gülerek şoföre ceza yazmaz.

         KAYNAK:  A. Hulusi ERGÜL
Komiser


 ÖDÜL 

            Trafik polisi, bir aracı durdurur ve şoförüne:

-Tebrik ederim beyefendi, bugünkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz, bu yüzden size 100 milyon lira ödül vereceğiz, ne yapmayı düşünüyorsunuz, demiş. Şoför:

-Hemen gidip bir ehliyet alacağım. Polis:

-Ne? Senin ehliyetin yok mu? demeye kalmadan şoförün yanında oturan karısı söze girmiş:

-Siz ona bakmayın memur bey, içince hep böyle sapıtır o. Polis iyice sinirlenmeye başlamış. Derken arka tarafta oturan adam:

-Ben size demedim mi çalıntı arabayla yola çıkmayalım başımıza bir iş gelir diye. Trafik polisi şaşkınlık içerisinde bakarken bagajdan bir ses gelmiş:

-Noldu arkadaşlar, geçtik mi sınırı?


UYANIK ŞOFÖR

 

Adam trafikte "alçaktan uçarak" giderken polise yakalanır, kenara çeker, arabadan iner.
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular memur bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim değil memur bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi?
- Evet memur bey, aa durun bir dakika torpido gözünde ruhsat 

 olacaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bir şey gördüm galiba.
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?
- Evet memur bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum, silahı da torpido gözüne koydum.
- Ne? Bir de bagajda ceset mi var?

-          Evet memur bey.

Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar. Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki, ehliyet geçerli  ve temiz, hiçbir anormallik yok. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca bakar ki orada da silah falan yok. Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister, adam bagajı açar, orada da ne ceset ne de başka bir şey var. Bunun üzerine ekipler amiri "Çok garip" der. "Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bir kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz." Adam güler: “İnanmıyorum... O şimdi benim için ‘aşırı hızlı gidiyordu’ da demiştir.”


GÜVENSİZLİK

Büyük bir kasa soygunundan sonra, çalıntı otomobille yol alan üç soyguncu, kent dışında otomobilden inip tarlalar arasında geldikleri yöne doğru hızla ilerlediler. Uzun süren bu iz kaybettirme yürüyüşünden sonra ıssız bir yer bulup oturdular. İçlerinden biri “Haydi sayalım artık, kaç milyar kaldırdığımızı merak ediyorum” dedi. İkincisi elini şöyle bir salladı “Yorgunluktan öldük yahu. Şimdi o kadar parayı saymakla ne diye uğraşalım. Yarın gazetelerde okur, biz de öğreniriz kaç milyar kaldırdığımızı” Üçüncüsü öfkeyle yerinden fırladı. “Deli misin be! Yarın her gazete ayrı bir rakam verir, biz de birbirimize gireriz!”

İŞTE KADIN ZEKASI

        Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: “Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir” der. Müthiş heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklısın" diye cevap verir şaşkınlıkla. "Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız" diye devam eden kadın, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır.Bunun üstüne adam sorar: "Sen içmeyecek misin?" Kadın cevap verir: "Hayır, ben polisi bekleyeceğim"


BAKAN YÜZME BİLMİYOR

Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti. Ne yapsa makbule geçmiyor, basın her gün kendisiyle uğraşıyordu. Artık canına tak etmişti. “Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun” diye düşünürken aklına bir fikir geldi. Bakanın bazı özel yetenekleri vardı. Bu yeteneklerinden birini kullanarak basın mensuplarını etkilemeye karar verdi. Bir basın bildirisi yayınladı: “Pazar günü saat 10.00’da bakan denizin üzerinde yürüyecek..”

Pazar sabahı saat 10.00’da tüm basın mensupları bildiride belirtilen yerde toplandılar. Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı. Karşı kıyıya kadar da yürüyerek ilerledi. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi gün tüm gazetelerde şu başlık okundu: “Bakan yüzme bilmiyor.”


ARABAMI ÇALMIŞLAR

Sarhoşun biri üst baş dağınık bir halde karakola gelir, araba anahtarını göstererek komisere söyle der:

-Komiserim, şu elimde gördüğünüz anahtar var ya, onun üstünde az önce benim arabam vardı, şimdi yok, arabamı çalmışlar.
       Komiser sarhoşa şöyle bir bakar;

-Sen önce kendine bir çeki düzen ver bakayım, şu haline
bak... Devletin komiseri önünde böyle fermuarı açık durmaya
utanmıyor musun?
      Sarhoş pantolonunun önünde açık fermuara bakar, bakar ve şöyle der:
      -Aha, fermuarı da çalmışlar...


DİLSİZ TERCÜMAN

İtalya’da mafya babası korumaya aldığı müesseselerden haraçları toplamak için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Baba, yeni tetikçinin polisin eline geçerse fazla bir şey anlatmasının mümkün olamayacağını düşünüyordu böylece...

Baba bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiye adamlarını gönderdi. Adamların sağır dilsizle anlaşmaları mümkün olmadı tabii. Bunun üzerine baba, sağır dilsizi odasına aldırttı. Bir de işaret alfabesi bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:

-          Para nerde?

Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:

-          Ne parası.. Benim paradan haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum.

Tercüman tercüme etti.

-          Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş

Baba 38’liğini koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:

-          Şimdi sor bakalım, para nerde?

Tercüman işaretle sordu:

-          Para nerde?

Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:

-          Central Parkta, batı 78. caddeye açılan kapıdan girince soldan üçüncü ağacın kovuğunda 100 bin dolar var.

Baba öfkeyle gürledi:

-          Ne dedi?

Tercüman yanıtladı:

-          Dedi ki, hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, Ayrıca diyor ki, o tetiği çekmeyi şeyiniz yemezmiş...


RADAR VE POLİS 

            Görev saati dışında bir polis memuru özel aracı ile okulların bulunduğu bölgede yasal hız ile gitmektedir. Aniden bir kamera ışığının parlamasından aracının plakasının fotoğrafının çekildiğini fark eder. Radarlı kontrol sistemlerinin tekniğini iyi bilmektedir. Belli ki radar hata yapmaktadır. Uygun bir yerden dönerek aynı noktadan bu kez daha yavaş geçer. Yine kameranın flaşını algılar. Üçüncü kez ve çok daha yavaş hızla dener. Yine yakalanır. “Birileri sistemi kurcalamış olmalı” diye düşünür ve üzerinde durmaz.

            Bir-iki hafta sonra evine yüklüce bir para cezası ihbarnamesi gelir. İhbarnamenin suçun niteliği bölümünde şu ifade yer almaktadır: “Tam üç kez, aynı tarihte, aynı noktada, birkaç dakika arayla emniyet kemeri takmadığınız saptanmıştır.”


ÖZEL YÖNTEM 

            Cimriliği ile ünlü İskoçya’da, polis okulunda okumakta olan öğrenciye sordular: “Büyük bir kargaşa baş gösterdi. Herkes birbirine giriyor, silahlar patlıyor. Söyle bakalım, bu topluluk nasıl dağıtılır?” Öğrenci hiç düşünmeden yanıt verir: “Hemen boynuma bir kutu asarım ve bağış toplamaya başlarım!”


TOPLAM KALİTE

Ormanda iki kafadar spor yapmak üzere eşofmanları üzerlerinde, ellerinde spor ayakkabıları ile yürürlerken bir ayının kendilerine doğru koştuğunu görürler. Hemen birisi spor ayakkabılarını aceleyle giymeye başlar. Öteki sorar “Ne yani, ayıdan böyle kaçacağını mı sanıyorsun?” “Hayır” der öteki. “Senden hızlı koşacağımı” İşte size Toplam Kalite farkı.


SATMAYA GİDİYORUM

Ömer, külüstür arabasıyla giderken trafik polisleri çevirmiş:
           Polis:
         -Azami elli kilometre yapmanız gereken yolda altmış kilometre ile gidiyordunuz. Size ceza yazmamız gerekecek.
          Ömer:
         -Ceza türü kısmına altmış kilometre yerine yüz yirmi kilometre yazarsanız cezaya itiraz etmem...
           Polis:
         -Pek anlayamadım...Ömer:
         -Arabayı satmaya gidiyorum da...


MOTORUM BOZULDU 

Ünlü bir otomobil fabrikasının sahibinin en büyük zevki, şehrin dışındaki evine sürat yaparak gidip gelmesiymiş. Buna kancayı takan bir trafik polisi, her gün aynı yerde arabanın peşine motoruyla takılıp ceza yazıyormuş. Bunu gurur meselesi yapan fabrika sahibi bir gün müdürlerini toplamış “Bana öyle bir araba yapacaksınız ki düğmeye bastığım anda süratim bir saniyede iki katına çıkacak. Yoksa sizi kovuyorum.” demiş. Çaresiz kalan müdürler bir süre sonra arabayı teslim etmişler.

Fabrika sahibi aynı noktaya keyifle gitmiş ve motor gene peşine takılmış. Sürat düğmesine basan fabrika sahibi bir anda hızlanmış gitmiş. İlerleyen günlerde aynı yere gelen fabrika sahibi polisi yerinde görememiş. Merak etmiş araştırmış. Polis hastanedeymiş. Polisin hastanede ziyaretine gitmiş, her yeri alçılı olan polise ne olduğunu sorduğunda polis: “Sen birden bire kaybolunca ben motorum durdu zannettim aşağıya indim” demiş. 

MUTLAKA SARHOŞTUR 

Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur:

-Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya  

 zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der.

Polis çirkin kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar :
           -Galiba değil, mutlaka sarhoşmuş, belli.


NEDEN İSTİYORSUNUZ Kİ? 

Çok uğraştığı halde sürücü belgesi alamayan Serkan’ı ehliyetsiz araç kullandığı sırada Trafik Polisi durdurur:

-          Ehliyetinizi görebilir miyim?

Serkan:

-          Verdiniz mi ki, istiyorsunuz? 

     KAYNAK: Fatma Çetin
Öğretmen


HIRSIZ VE POLİS 

Hırsız, suçu işledikten sonra polisin kendini gördüğünü fark edince koşmaya başlar. Polis de kovalamaya başlar haliyle. Hırsız nereye saklansa polis yerini tespit eder. Hırsız uzun bir kovalamacadan sonra kendisini kütüphanede bulur. Orada bulunan yetkili, hırsızın nefes nefese olduğunu görünce “Bu halin ne?” diye sorar. Hırsız da: “Peşimde polis var, nereye gitsem peşimde, kurtuluş olarak kütüphaneye girdim” der. Yetkili, “O zaman polis buraya da gelir” der. Hırsız ise “Hayır, polis kütüphaneye girmez” der. Kütüphane yetkilisi ise “2000’li yıllarda artık polisler kütüphaneden çıkmıyor.” diye karşılık verir.


KARAKOLDA 

-Komserim, izin verirseniz evimizi soyan hırsızla bir noktayı görüşmek istiyorum.

-Neymiş o?

-Yatak odasından geçtiği halde karım uyanmamış. Bunu nasıl yaptığını bana da öğretmesini rica edeceğim.


KIRMIZI IŞIK

Kırmızı ışıkta geçen sürücüyü polis çevirir. “Beyefendi, görmüyor musunuz, kırmızı ışık yandı” Sürücü yanıtlar: “Onu gördüm de memur bey, sizi göremedim.”


KAYIP CÜZDAN 

Hasan, çok üzgün bir şekilde karakola gidip komisere.

- Cüzdanımı kaybettim” dedi. Komiser:

- Üzülmeyin efendim, en kısa zamanda bulmaya çalışırız.

      - Şey, cüzdanımı ortağım buldu komser bey...”

- Eee, o halde?

Ben sizden ortağımı bulmanızı isteyecektim de !