|
“Gül, Güldür, Düşündür”.
YAŞANMIŞ GERÇEKLER (POLİSİYE OLAYLAR)
C - Fıkralar
ONSEKİZ
Gece yarısına doğru ıssız park yerinde devriye
gezmekte olan polis memuru, ileride park etmiş ve iç lambası yanan bir
otomobili fark eder. Arabanın şoför koltuğunda oturan genç, elindeki dergiyi
okumakta, arka koltukta oturan bir genç kız ise örgü örmektedir.
Polis memuru durumdan kuşkulanarak arabanın
yanına gider ve ön camı tıklatır. Şoför koltuğundaki genç başını kaldırır,
mecburen camı açar:
-Evet,memur bey? Ne vardı?
Polis memuru merakla sorar:
-Ne yapıyorsunuz burada?
-Neye benziyor? İşte bu dergiyi okuyorum...
Polis arka koltuktaki genç bayanı işaret ederek;
-Peki o ne yapıyor? diye sorar.
Genç adam omzunun üstünden arkaya şöyle bir bakar ve;
- Sanırım bir süveter örüyor, der.
Kafası karışan polis sorar:
-Kaç yaşındasın, genç adam?
- On dokuz.
- Peki bu kız kaç yaşındaymış bakalım?
Genç adam saatine bakar ve cevaplar:
- Yaklaşık dört dakika sonra on sekiz yaşında olacak.
Karakol 20 dakika ötede olmasa Polis biliyor ne yapacağını,
ancak uyanıklığın gözü kör olsun. Neden yarım saat önce gelmediğine ah
ediyor.
KAZA
Genç çocuk son model Porsche’si
ile yolda ilerlerken kırmızı ışıkta durur. Tam o sırada arkadan gelen bir
kamyon büyük bir gürültü ile arabaya çarpar. İkisi de inerler, bakarlar ki
arabanın arkası haşat... Kamyonun şoförü gencin ayaklarına kapanır.
-Abicim sen beni affet. Ben 30 yıl
çalışsam bunu ödeyemem, nolur polis çağırma, sen şu kardeşini affet, der.
Çocuk bakar ki adamın hakikaten
hali vakti pek yerinde değil, adamı affeder ve arabasına binip yoluna devam
eder. Çocuk iki, üç ışık sonra tekrar durur. Derken yine büyük bir
gürültüyle arabasına arkadan çarparlar. Çocuk arabadan iner, bir de bakar ki
yine aynı kamyon şoförü arabasına vurmuştur. Ancak bu sefer şoför kamyondan
dışarı çıkmadan sadece kafasını pencereden uzatır ve:
-Abi benim ben, devam et ...
EYVAH! ROLEX’İM...
Altında son derece lüks bir jaguar bulunan avukat, bürosunun önünde arabadan
inerken yanından hızla geçen bir kamyon arabanın kapısını alır götürür.
Etrafta bir telaş başlar, ambulans çağrılır, insanlar kaza yerine akın eder,
polis gelir. Avukat polise sinirle olayı anlatır: "Arabamdan iniyordum,
kamyon yanımdan hızla geçerken arabanın kapısına çarparak kapıyı yerinden
söktü, aaah arabam gitti, dünya para vermiştim, şimdi ben ne yapacağım?"
Polis sorar: "Peki kolunuz nerede koptu?"
Avukat bas bas bağırmaya başlar: "Eyvah Rolex'im! Rolexim!"
PAPA
Papa, son Amerika gezisinde New Jersey'in
Garden State Parkway'inden aşağı koskoca limuzinine kurulmuş geziyormuş.
Mevsim sonbahar... Manzara çok hoşuna gitmiş. Şoförüne "Yahu çok uzun
zamandır araba kullanmadım. Papazken kullanırdım çok özledim araba
kullanmasını çaktırmadan bir yerde dur da yer değişelim" demiş. Öyle
yapmışlar. Yalnız uzun zamandır araba kullanmayan Papa, yol boş diye basmış
gaza. İleride bir yerde trafiğe yakalanmışlar. Trafik polisi şoför kapısına
yanaşmış, Papa da renkli camı açınca, trafik polisi beyaz giysiler
içerisindeki Papa'yı görmüş ve irkilmiş, hiçbir şey söylemeden arabasına
koşmuş. Hemen polis
telsizinden merkezi anons etmiş ve;
-
Ben otoyolda
birisini durdurdum, çok ama çok önemli biri olsa gerek ama mevzuatı
bilmediğimden ne yapacağımı da bilmiyorum, demiş. Merkez cevap vermiş;
-
Durdurduğun kişi
belediye başkanı filan mı? Polis:
-
Yok yok canım, daha
yüksek, deyince merkez;
-
Yoksa
senatör mü? Polis :
-
Çok daha
yüksek, demiş. Merkez :
-
Yoksa New
Jersey valisini mi durdurdun? Seni ahmak. Polis heyecanla:
-
Yok daha
daha yüksek. Merkezdeki memur sinirlenmiş artık.
-
Dangalak,
yoksa koskoca Bush‘un limuzinindeki bayrağı görmeden durdurdum deme sakın.
Polisin kafası atmış:
-
Bush olsa
öpüp başıma koyacağım, durdurduğum kişinin şoförlüğünü Papa yapıyor, Papa.
ÇÜNKÜ SARHOŞUM
Polis memuru yolda sağa sola yalpalayarak
giden aracı durdurur. Şoföre doğru uzanarak "Bayım" der, "Lütfen şu tüpe
üfler misiniz, nefesinizi kontrol edeceğiz."
Adam: "Özür dilerim memur bey, ama yapamam, bende astım var. O tüpe üflersem
ciddi bir astım krizi geçiririm" der.
"Tamam, pekala o zaman benimle karakola kadar gelin kan alalım sizden"
"Onu da yapamam. Bende hemofili var, kan verirsem kanım pıhtılaşmaz ölürüm
sonra"
"O zaman idrar testi yapacağız herhalde."
"Çok özür dilerim memur bey, ama ben şeker hastasıyım. Şimdi idrar yaparsam
kan şekeri miktarım düşer."
"Tamam o zaman arabadan dışarı çıkın ve şu beyaz şerit üzerinde yürüyün."
"Olmaz yapamam memur bey!"
"Neden?"
"Çünkü sarhoşum."
POLİS YOK
Hüseyin ve Mahmut, kamyona 5 metre
yüksekliğinde eşya yüklemişler, İstanbul'a götürüyorlar. Giderken 100 metre
ileride bir köprü gözlerine çarpmış. Köprü yüksekliği 4.50 m. belirtilmiş.
Hüseyin arabayı köprüye 15 metre kala yavaşlatmış. Mahmut etrafa bakmış,
Hüseyin'e: “Gazla Hüseyin, etrafta polis falan yok.” demiş.
MOTOSİKLETLİ HACI
Trafik polisinin birisi kuş uçmaz kervan geçmez ıssız bir yolda
görevlendirilerek akşama kadar beş kişiye ceza yazması istenir. Akşam olur,
nöbet bitmek üzeredir ancak polis sadece dört araca ceza yazabilmiştir. Son
cezasını yazabilmek için beşinci bir araç beklediği sırada da karşı yoldan
motosikletle yaşlı, sakallı bir Hacı gelir. Polis, ceza yazmak amacıyla
Hacı’yı durdurur. Ancak ehliyet, ruhsat, lastiklerin havasına kadar herşey
tamam, ceza yazmak için hiçbir eksik yok. Bunun üzerine sinirlenen Polis,
biraz olsun sinirini yatıştırmak için Hacı’ya çıkışır: “Akşamın bu saatinde
ne işin var bu yolda, bir kaza yapsan sana kim yardım eder?” Hacı cevap
verir: “Evladım ben yalnız değilim, önde Hz.Muhammet arkada Allah var.” Bunu
duyan Polis hemen atılır: “Tamam buldum işte, motosiklete üç yolcu binemez.
Sana fazla yolcudan ceza yazıyorum.”
KAÇ Bİ TANE
Ersin, arabası ile trafikte seyretmektedir. O
sırada da polis radyosunu dinlemektedir. Radyoda aniden müzik kesilir ve
spiker anons etmeye başlar: “Sayın sürücüler, şu anda aldığımız bir habere
göre TEM Otoyolu’nda bir araç yanlış yola girmiş ve ters istikamette
seyretmektedir. Sürücülerin dikkatine...Ersin başını dışarı çevirir: “Kaç bi
tane, kaç bitane.”
KİM DEMİŞ?
Trafik polisi, aracıyla seyreden Yaşar’ı
durdurur:
-Beyefendi, on dakika evvel kırmızı ışıkta
geçtiniz. Yaşar şaşkın bir ifadeyle Trafik polisine sorar:
-Kim demiş? Polis:
-Beş kilometre geride başkomiserimiz var,
telsizle bildirdi.
Yaşar sinirlenerek:
-Ula amma boşboğaz başkomiserin varmış ha!
Ağzında bakla ıslanmıyor. İnsan her gördüğünü söyler mi? Polis biraz sır
saklar.
YALANLI AF
Sürücü son hız otoyolda ilerlerken peşine
takılan Bölge Trafik ekibini görür ve Trafik Polisinin megafonundan gelen
ikaz sesine uyarak aracını yolun sağına çeker. Gün boyunca çalışmış ve çok
yorgun olduğu anlaşılan polis, sürücünün yanına gelerek; “Bu gün o kadar çok
yorgunum ki, bana çok iyi bir yalan söyleyeceğine eminim. Bana neden hızlı
gittiğine dair öyle bir yalan söyle ki seni serbest bırakayım.” der.
Adam kısa bir süre düşündükten sonra şöyle
der: “Karım bundan bir ay önce bir polisle kaçarak beni terk etmişti.
Arkamdan gelen polis arabasını görünce karımı polisler geri getiriyor
zannederek son hız kaçmaktaydım.” der.
Polis de bu masum yalana gülerek şoföre ceza
yazmaz.
KAYNAK: A. Hulusi ERGÜL
Komiser
ÖDÜL
Trafik polisi, bir aracı durdurur ve şoförüne:
-Tebrik ederim beyefendi, bugünkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek
sürücü sizsiniz, bu yüzden size 100 milyon lira ödül vereceğiz, ne yapmayı
düşünüyorsunuz, demiş. Şoför:
-Hemen gidip bir ehliyet alacağım. Polis:
-Ne? Senin ehliyetin yok mu? demeye kalmadan şoförün yanında oturan karısı
söze girmiş:
-Siz ona bakmayın memur bey, içince hep böyle sapıtır o. Polis iyice
sinirlenmeye başlamış. Derken arka tarafta oturan adam:
-Ben size demedim mi çalıntı arabayla yola çıkmayalım başımıza bir iş gelir
diye. Trafik polisi şaşkınlık içerisinde bakarken bagajdan bir ses gelmiş:
-Noldu
arkadaşlar, geçtik mi sınırı?
UYANIK ŞOFÖR
GÜVENSİZLİK
Büyük bir kasa soygunundan sonra, çalıntı
otomobille yol alan üç soyguncu, kent dışında otomobilden inip tarlalar
arasında geldikleri yöne doğru hızla ilerlediler. Uzun süren bu iz
kaybettirme yürüyüşünden sonra ıssız bir yer bulup oturdular. İçlerinden
biri “Haydi sayalım artık, kaç milyar kaldırdığımızı merak ediyorum” dedi.
İkincisi elini şöyle bir salladı “Yorgunluktan öldük yahu. Şimdi o kadar
parayı saymakla ne diye uğraşalım. Yarın gazetelerde okur, biz de öğreniriz
kaç milyar kaldırdığımızı” Üçüncüsü öfkeyle yerinden fırladı. “Deli misin
be! Yarın her gazete ayrı bir rakam verir, biz de birbirimize gireriz!”
İŞTE KADIN ZEKASI
BAKAN YÜZME BİLMİYOR
Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere
hiç sevdirememişti. Ne yapsa makbule geçmiyor, basın her gün kendisiyle
uğraşıyordu. Artık canına tak etmişti. “Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler
mat olsun” diye düşünürken aklına bir fikir geldi. Bakanın bazı özel
yetenekleri vardı. Bu yeteneklerinden birini kullanarak basın mensuplarını
etkilemeye karar verdi. Bir basın bildirisi yayınladı: “Pazar günü saat
10.00’da bakan denizin üzerinde yürüyecek..”
Pazar sabahı saat 10.00’da tüm basın
mensupları bildiride belirtilen yerde toplandılar. Bakan geldi ve elinde
bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı. Karşı kıyıya kadar da
yürüyerek ilerledi. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi gün
tüm gazetelerde şu başlık okundu: “Bakan yüzme bilmiyor.”
ARABAMI ÇALMIŞLAR
DİLSİZ TERCÜMAN
İtalya’da mafya babası korumaya aldığı müesseselerden haraçları toplamak
için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Baba, yeni
tetikçinin polisin eline geçerse fazla bir şey anlatmasının mümkün
olamayacağını düşünüyordu böylece...
Baba bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti
ve tetikçiye adamlarını gönderdi. Adamların sağır dilsizle anlaşmaları
mümkün olmadı tabii. Bunun üzerine baba, sağır dilsizi odasına aldırttı. Bir
de işaret alfabesi bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:
-
Para nerde?
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
-
Ne parası.. Benim
paradan haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum.
Tercüman tercüme etti.
-
Neden bahsettiğinizi
anlamıyormuş
Baba 38’liğini koltuk altından çekip sağır
dilsizin beynine dayadı:
-
Şimdi sor bakalım,
para nerde?
Tercüman işaretle sordu:
-
Para nerde?
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
-
Central Parkta, batı
78. caddeye açılan kapıdan girince soldan üçüncü ağacın kovuğunda 100 bin
dolar var.
Baba öfkeyle gürledi:
-
Ne dedi?
Tercüman yanıtladı:
-
Dedi ki, hala neden
bahsettiğinizi anlamıyormuş, Ayrıca diyor ki, o tetiği çekmeyi şeyiniz
yemezmiş...
RADAR VE POLİS
Görev saati dışında bir polis
memuru özel aracı ile okulların bulunduğu bölgede yasal hız ile gitmektedir.
Aniden bir kamera ışığının parlamasından aracının plakasının fotoğrafının
çekildiğini fark eder. Radarlı kontrol sistemlerinin tekniğini iyi
bilmektedir. Belli ki radar hata yapmaktadır. Uygun bir yerden dönerek aynı
noktadan bu kez daha yavaş geçer. Yine kameranın flaşını algılar. Üçüncü kez
ve çok daha yavaş hızla dener. Yine yakalanır. “Birileri sistemi kurcalamış
olmalı” diye düşünür ve üzerinde durmaz.
Bir-iki hafta sonra evine yüklüce bir para cezası ihbarnamesi
gelir. İhbarnamenin suçun niteliği bölümünde şu ifade yer almaktadır: “Tam
üç kez, aynı tarihte, aynı noktada, birkaç dakika arayla emniyet kemeri
takmadığınız saptanmıştır.”
ÖZEL YÖNTEM
Cimriliği ile ünlü İskoçya’da,
polis okulunda okumakta olan öğrenciye sordular: “Büyük bir kargaşa baş
gösterdi. Herkes birbirine giriyor, silahlar patlıyor. Söyle bakalım, bu
topluluk nasıl dağıtılır?” Öğrenci hiç düşünmeden yanıt verir: “Hemen
boynuma bir kutu asarım ve bağış toplamaya başlarım!”
TOPLAM KALİTE
Ormanda iki kafadar spor yapmak üzere
eşofmanları üzerlerinde, ellerinde spor ayakkabıları ile yürürlerken bir
ayının kendilerine doğru koştuğunu görürler. Hemen birisi spor
ayakkabılarını aceleyle giymeye başlar. Öteki sorar “Ne yani, ayıdan böyle
kaçacağını mı sanıyorsun?” “Hayır” der öteki. “Senden hızlı koşacağımı” İşte
size Toplam Kalite farkı.
SATMAYA GİDİYORUM
Ömer, külüstür arabasıyla giderken trafik
polisleri çevirmiş:
Polis:
-Azami elli kilometre yapmanız gereken yolda altmış kilometre ile
gidiyordunuz. Size ceza yazmamız gerekecek.
Ömer:
-Ceza türü kısmına altmış kilometre yerine yüz yirmi kilometre
yazarsanız cezaya itiraz etmem...
Polis:
-Pek anlayamadım...Ömer:
-Arabayı satmaya gidiyorum da...
MOTORUM BOZULDU
Ünlü bir otomobil fabrikasının sahibinin en
büyük zevki, şehrin dışındaki evine sürat yaparak gidip gelmesiymiş. Buna
kancayı takan bir trafik polisi, her gün aynı yerde arabanın peşine
motoruyla takılıp ceza yazıyormuş. Bunu gurur meselesi yapan fabrika sahibi
bir gün müdürlerini toplamış “Bana öyle bir araba yapacaksınız ki düğmeye
bastığım anda süratim bir saniyede iki katına çıkacak. Yoksa sizi
kovuyorum.” demiş. Çaresiz kalan müdürler bir süre sonra arabayı teslim
etmişler.
Fabrika sahibi aynı noktaya keyifle gitmiş ve
motor gene peşine takılmış. Sürat düğmesine basan fabrika sahibi bir anda
hızlanmış gitmiş. İlerleyen günlerde aynı yere gelen fabrika sahibi polisi
yerinde görememiş. Merak etmiş araştırmış. Polis hastanedeymiş. Polisin
hastanede ziyaretine gitmiş, her yeri alçılı olan polise ne olduğunu
sorduğunda polis: “Sen birden bire kaybolunca ben motorum durdu zannettim
aşağıya indim” demiş.
MUTLAKA SARHOŞTUR
Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur:
-Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya
zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der.
Polis çirkin kadını tepeden
tırnağa süzüp cevaplar :
-Galiba değil, mutlaka sarhoşmuş, belli.
NEDEN İSTİYORSUNUZ Kİ?
Çok uğraştığı halde sürücü
belgesi alamayan Serkan’ı ehliyetsiz araç kullandığı sırada Trafik Polisi
durdurur:
-
Ehliyetinizi görebilir
miyim?
Serkan:
-
Verdiniz mi ki,
istiyorsunuz?
KAYNAK: Fatma Çetin
Öğretmen
HIRSIZ VE POLİS
Hırsız, suçu işledikten
sonra polisin kendini gördüğünü fark edince koşmaya başlar. Polis de
kovalamaya başlar haliyle. Hırsız nereye saklansa polis yerini tespit eder.
Hırsız uzun bir kovalamacadan sonra kendisini kütüphanede bulur. Orada
bulunan yetkili, hırsızın nefes nefese olduğunu görünce “Bu halin ne?” diye
sorar. Hırsız da: “Peşimde polis var, nereye gitsem peşimde, kurtuluş olarak
kütüphaneye girdim” der. Yetkili, “O zaman polis buraya da gelir” der.
Hırsız ise “Hayır, polis kütüphaneye girmez” der. Kütüphane yetkilisi ise
“2000’li yıllarda artık polisler kütüphaneden çıkmıyor.” diye karşılık
verir.
KARAKOLDA
-Komserim,
izin verirseniz evimizi soyan hırsızla bir noktayı görüşmek istiyorum.
-Neymiş o?
-Yatak odasından geçtiği halde karım uyanmamış. Bunu nasıl yaptığını bana da
öğretmesini rica edeceğim.
KIRMIZI IŞIK
Kırmızı ışıkta geçen
sürücüyü polis çevirir. “Beyefendi, görmüyor musunuz, kırmızı ışık yandı”
Sürücü yanıtlar: “Onu gördüm de memur bey, sizi göremedim.”
KAYIP CÜZDAN
Hasan, çok üzgün bir şekilde karakola gidip
komisere.
-
Cüzdanımı kaybettim” dedi. Komiser:
-
Üzülmeyin efendim, en kısa zamanda
bulmaya çalışırız.
- Şey, cüzdanımı ortağım buldu komser
bey...”
-
Eee, o halde?
Ben sizden ortağımı bulmanızı isteyecektim de
!
|