Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

"Gül, Güldür, Düşündür"

“Gül, Güldür, Düşündür...”

“İnsanlardaki önyargıyı parçalamak,

benim atomu parçalamamdan çok daha zor"

Albert Einstein


ÖNYARGI :

Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın, kendisine arkadaş olması açısından dağdan yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır. Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerideki odadan bir bebek sesi duyulur.

Anne odaya yönelir... Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür.  


ADLİ TIP, DON ZANLISINI NASIL TEMİZE ÇIKARDI? 

            DNA testiyle harikalar yaratan adli tıp bilimi, sadece esrarengiz cinayetleri çözmekle kalmıyor, ufak tefek hırsızlık vakalarına da ışık tutuyor. Örneğin Journal of Forensic Sicences adlı yayında yer alan habere göre “Don Adli Tıbbı” diye, bir şey var. Şöyle: Adamın biri mağazada soyunma kabinine girerek çamaşır denedikten sonra aynı kabinde bir torbanın içinde iki adet don bulunuyor. Adam yakalanıyor ve üzerinde, mağazada eksik olan donun aynısından bulunduğu tespit ediliyor. Adam üzerindeki çamaşırı aynı mağazadan daha önce satın aldığını iddia ediyor. Sonunda olay adli tıbba intikal ediyor ve uzmanlar 13 Watt’lık bir kromatografi lambası kullanarak 510-578 nanometre dalga boyundaki idrar ve sperm lekelerini ortaya çıkarıyorlar. Gözle görülemeyen bu lekelerin kısa sürede oluşmasının mümkün olmadığı tespit ediliyor ve don zanlısı temize çıkıyor. (Hürriyet-Pazar)


KEÇİ, KONTROL KALEMİ OLURSA 

Polisler, kontrol kalemi bulamayınca, direkte elektrik kaçağı olup olmadığını bir keçiyi kullanarak saptadı.

Şanlıurfa’nın Oduncu Pazarı’nda önceki gece sürüsünü evine götüren Hasan Tek’in beş koyunu bir sokaktan geçerken düşüp öldü. Olay yerine gelen polisler; sokaktaki elektrik direğinde kaçak olup olmadığını anlamak için Hasan Tek’in keçilerinden birini “Kontrol Kalemi” olarak kullandı. Keçi, ite kaka yaklaştırıldığı direğe dokunur dokunmaz bayıldı. (Radikal Gazetesi-02.12.2002)


İMDAT ÇALDIKLARIM ÇALINDI 

            Malatya’da Ticaret Merkezi inşaatından 7 adet pencere çalan hırsız, çaldığı pencereleri bir hurdacı dükkanının önüne bıraktı. Bir süre sonra geri döndüğünde pencereleri koyduğu yerde bulamayınca polise hurdacı dükkanının önünde 7 adet pencere bulunduğunu ve hırsızlık malı olabileceğini ihbar etti. Polis şaşkın hırsızı çelişkili ifadelerinden dolayı gözaltına aldı. Yapılan sorgulamada ise şaşkın hırsız pencereleri kendisinin çaldığını itiraf etti. Her zaman akıllı hırsız ev sahibini bastırmıyor.


HIRSIZ NASIL BULUNUR?

Bornova’daki BM Elektronik Firması’nın sahibi Bilal Meşe, saat 23.30 sıralarında otomobiliyle Gültepe’den Gıda Çarşısı yönüne gidiyordu. Anayola çıkmadan önce kırmızı ışıkta durdu.

Bilal Meşe, daha önce Bucaspor Başkanı Yusuf Muhafız’ın cep telefonunun gasp edildiği kavşakta yeşil ışığın yanmasını beklerken, otomobilin sağ kapısı açıldı. 17-18 yaşlarında bir genç, sağ koltukta duran çantayı kaparak kaçtı.

Bilal Bey, aracından inerek kapkaççının peşine düştü. Ancak 50 metre bile gidemeden geri dönmek zorunda kaldı. Çünkü kapkaççı, Kuruçay’ın bilmeceye benzeyen sokaklarında çoktan kaybolmuştu. Bu arada otomobili de çaldırmak vardı.

Çantada para yoktu. Ancak firmanın bütün evrakları, ruhsatları ve çalışanlarla ilgili belgeler bulunuyordu. Yani hiç biri çalanın işine yaramazdı.

Bilal Meşe, çantasına tekrar nasıl kavuşabileceğini düşünmeye başladı. Polise gitse kısa bir sürede sonuç alamayacağını biliyordu. Tek çare, hırsıza ulaşabilmek veya ona haber salabilmekti.

Ertesi sabah soyulduğu yere gitti ve kapkaççının izini kaybettiği sokaktaki kahvehaneye girerek, herkesin duyabileceği bir sesle konuşma yaptı:

“Arkadaşlar, dün gece ışıklarda çantamı çaldırdım. İçinde değerli bir şey yok. Sadece evraklarım var. Çantayı bulup getirene 50 milyon lira ödül vereceğim.”

Kahvehanedeki gençlerden bazıları, “Biz çevreyi bir kontrol edelim” diyerek gittiler. Bilal Bey kahvede bekledi. Gençler yarım saat geçmeden döndüler.

“Ağabey, çantanı bulduk. Ancak alan kişi 50 milyon lirayı az gördü. 75 milyon verirsen bu iş tamam.”

Bilal Meşe, 75 milyonu ödedi ve 5 dakika sonra getirilen çantasını alarak işyerinin yolunu tuttu. (Osman Gençer-07.05.2002/Yeni Asır)


NASIL HIZ YAPARIM?

Sanatçı Osman Yağmurdereli bir gün arabasıyla giderken trafik polisi durdurmuş ve “Beyefendi aşırı hız yaptınız, ceza yazmam gerekiyor.” demiş. Osman Yağmurdereli ise; “Nasıl hız yaparım memur bey, kaynanama gidiyorum.” diye cevap vermiş.


BANA NİYE ÜFLETMİYORSUNUZ?

Trafik denetlemesi esnasında, polisler bir taksinin şoförüne alkol testi yaptılar. Testten sonra taksinin ön koltuğunda oturan transseksüelin biri araçtan inerek, polislere; “Bana da üfletin” der. Polisler “Size üfletemeyiz, siz müşterisiniz” deyince, buna çok sinirlenen transseksüel, elindeki anahtarlığı polislere fırlatarak “Ben de üflemek istiyorum” diye kargaşa çıkarır. Aşırı alkollü olan transseksüel, polise hakaretten gözlem altına alınarak daha büyük olayların çıkması engellenmiş olur.


Kaynak : internet-http://come.to/komikalite/ 

AÇ KARNINA HIRSIZLIK

DNA testinin bu kadar geliştiği bir ortamda aç susuz hırsızlık yapmak tam bir çılgınlık. Norveç’teki bir hırsızlık vakası, suçlunun olay mahallinde bıraktığı diş izi sayesinde çözülüyor. Eve giren hırsız soda şişesini ağzıyla açtıktan sonra kapağı mutfakta ortalık yerde bırakıyor. Kapaktaki diş izlerini tespit eden polis hırsızı yakalıyor.

American Journal of Forensic Medicine and Pathology dergisindeki haber de, girdiği evdeki peynirin cazibesine dayanamayan hırsızın acıklı öyküsünü anlatıyor. Suç mahallinde bırakılan ısırılmış peynir üzerindeki tükrükten DNA örneği alınıyor ve yakalanan zanlının DNA örneğiyle karşılaştırılınca şüphelinin gerçekten de söz konusu eve giren hırsız olduğu anlaşılıyor.


YAYA

Mecidiyeköy’de karşıdan karşıya telefon kulağımda geçerken trafik polisini görünce, “Bi dakka polis var” diyerek telefonu kulağımdan aşağıya indirdim. Kendimi toparlayıp yaya olduğumun farkına varmam birkaç saniye sürdü.

-Rumuz: billyboy1- (Kaynak: www.itiraf.com)


GÜLÜMSEMENİN SIRRI

Bir gülümseme insana hiçbir şeye mal olmaz. Fakat çok şey kazandırır. Vereni fakirleştirmeden alanı zengin eder. Gülümseme evde mutluluk, işte başarı yaratır. Dostluğun ve içtenliğin parolasıdır. O yorguna dinlenme, üzgüne neşe verir.

Gülümseme satın alınamaz. Rica minnetle elde edilemez. Ödünç alınmaz. Zorla sahip olunmaz. Kendiliğinden verilmedikçe hiç kimsenin işine yaramaz.

İnsanlara siz her zaman gülümseyiniz. Dudaklarınızdan tebessüm eksik olmasın. Hatta acıtsa bile yine de gülümseyeme devam ediniz.


TRAVESTİ

Bu olayı bir arkadaşıma polis olan akrabası anlatmış. Trafik kazası nedeniyle olay yerine gitmişler. Arabanın içinde sıkışıp bayılmış iki tane travesti varmış. İtfaiye gelmiş. Kazazedeleri çıkarabilmek için ön paneli kesmeye başlamışlar.    Yan koltuktaki yaralı travesti kendine gelince şoför koltuğundaki arkadaşına seslenmiş: “Nalaaan, Nalaaann ! Nalaaaan?” Bakmış ses yok. Değiştirmiş: “Ahmet abii, Ahmet abiiii?” Olay yerindeki herkes gülmekten bir süre çalışamamış.

-Rumuz: Asi_SexY- (Kaynak: www.itiraf.com)


ŞANSSIZLIK

Bir müşterimden, Gayrettepe Emniyet’teki ikinci şubenin telefon numarasını aldım. Akşam eve gidince hemen aradım. Çıkan memura mahallemizi geceleri serserilerin sardığını, kadınların artık sokağa çıkamadığını falan söyledim. Gerçekten de durum böyle. Rahatlamış bir şekilde İnternet cafeye gittim. Eve dönerken yolda polisler çevirdi. Beni apar topar ekip arabasına soktular. Ne oluyo diye soramadan kendimi nezarethanede buldum. “Şüpheli şahıs” diye almışlar. Böyle şanssızlık olur mu yaa!

–Rumuz: PaF’PuF- (Kaynak: www.itiraf.com)


ANNEM HAMİLE

Üç sene kadar önce hız yaptığım için polis beni durdurdu. Dışarıda ceza kesmeye hazırlanırken, “Memur bey annem hamile. Onu hastaneye yetiştiriyorum” demiştim. Canım annem biraz tombul olduğu için polis yutmuştu.

 -Rumuz: gold23-  (Kaynak:www.itiraf.com)


ŞANSSIZLIK

             2001’in Eylül ayıydı. İki arkadaşımla birlikte elimizde sprey boya nereye ne yazalım diye düşünürken aramızdan en zeki (!) olanı, “Kahrolsun sutyenler, memelere özgürlük” yazalım dedi. Kabul ettik. Beş dakika sonra arkadan bir sivil polis otosu geldi. Bizi arabaya bindirdi. Meğer yazıyı Kaymakamlık binasının duvarına yazmışız.

–Rumuz: mağduram- (Kaynak: www.itiraf.com)