Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

Ana Sayfa Gündem Ekonomi Siyaset Basında Bugün Kulis Araştırma Dosyaları Arşiv

 


KABE’Yİ YAPAN PEYGAMBER ve 3 DİN’İN GENETİK BABASI OLAN

HZ.İBRAHİM’İN BABASI

AZER’İN MEZARI

ELAZIĞ’IN HAZAR BABA DAĞI’NIN ZİRVESİNDE BULUNUYOR

haberler.gif (647 bytes)

GAZETECİ-YAZAR Mehmet TOPAL,
ELAZIĞ’IN İNANÇ TURİZMİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN ARAŞTIRDI

Haber yayını... - 08/09/2003

KABE’Yİ YAPAN PEYGAMBER HZ.İBRAHİM’İN BABASI AZER’İN TÜRBESİ HAZAR BABA KAYAK MERKEZİ’NDE BULUNUYOR

Gazeteci, Araştırmacı Yazar,Mehmet TOPALTOPAL; “Müslümanlar, Museviler ve Hırıstiyanlar için dini ziyaretgah yapabiliriz”

Sitemiz Yazarlarından, ve Yerel Gazetemiz Uluova’nın Yazı İşleri Müdürü, Gazeteci-Yazar ve Halkla İlişkiler Uzmanı Mehmet Topal, Elazığ’ın inanç turizmine ışık tutacak ve şehrimize önemli ekonomik katkılar sağlayacak olan ve yaklaşık 2 yıl süren araştırmasını tamamladı. Mehmet Topal’ın yaptığı araştırmaya göre başta Müslümanlar olmak üzere, Museviler ve Hırıstiyanlar tarafından da kabul gören, Kabe’yi inşa eden, oğlu İsmail’i rüyalarında aldığı mesajlarla Allah’a kurban etmekten çekinmeyen bir peygamber olan Hz. İbrahim’in babası Azer’in mezarının Elazığ’ın Sivrice ilçesi sınırları içerisindeki Hazar Baba Kayak Merkezi’nin üst kısmında, O’nun kız kardeşi olan Hacıhan’ın Türbesi de yine Sivrice ilçesinin Kürk Köyünde bulunuyor.

Araştırma esnasında görüşlerine başvurulan Elazığ eski Müftüsü Doç.Dr. Fikret Karaman, Sivrice Belediye Başkanı K.Metin Öztürk, Sivrice Halk Eğitimi Müdürlüğü ve  Sivrice Müftülüğü yetkilileri de bu bilgileri doğrulayıcı nitelikte duyumlara sahip olduklarının bilgilerini vererek “Yöre halkı, buradaki mezarın Hz.İbrahim’in babası Azer’e ait olduğuna inanmaktadır.” dediler.

Bu bilgilerin yönlendirici ışığında araştırmalarını sabırla devam ettiren Gazeteci-Yazar Mehmet Topal, bu kez yazılı kaynaklara yönelerek, İshak Sunguroğlu’nun 4 ciltten oluşan “Harput Yollarında”, Elmalılı Hamdi Yazır’ın 10 ciltlik “Hak Dini, Kur’an Dili” adlı Tefsirini, 1994 yılında yayınlanan “Sivrice İlçe Yıllığını”, Abdülvahap Malatacık’ın 1996 yılında ikinci baskısı gerçekleştirilen “Yüce Kuran’ın Bilimsel Sırları, Dağarcık” adlı eserini, Sivrice Kaymakamlığının 20 Mayıs 1995 tarihinde ilk kez düzenlediği bilimsel toplantının anısına yayınladığı “1. Hazar Gölü ve Çevresi Sempozyumu Bildirileri”ni, Turizm Müdürlüğünce yayınlanan “Elazığ Turizm Envanteri”ni, 1998’de Diyanet İşleri Başkanlığınca yayınlanan “Diyanet İslam İlmihali”ni, 2001’de Kültür Yayıncılık tarafından yayınlanan Harun Yahya’nın “Kavimlerin Helaki” adlı eserin 6.ıncı basımını, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün 1988 yılında yayınladığı “İşte TÜRKİYE” adlı eseri inceleyerek, yöre halkının bu yöndeki inanç bilgilerini de bu vesileyle araştırmaya başladı.

 AZER KİMDİR? 

Azer, Hz. İbrahim’in babası ve peygamberimiz Hz. Muhammed’in dedelerindendir. Babil Hükümdarı Nemrud’un döneminde yaşamıştır. Marangozlukta, müneccimlik yani astronomide ve mühendislikte hünerli bir ilim sahibidir. Babil Hükümdarı Nemrud’a yakın, döneminin önemli birisi olup ondan büyük itibar gören bir şahsiyettir. Bazı yazılı kaynaklara göre Azer’in, Harran halkından olduğu da ifade edilmektedir.

Bilindiği gibi Nemrud, Hz.İbrahim’i Şanlıurfa’da ateşe atarak yakmak istemiş, ancak bu eyleminde başarılı olamamıştır. Adıyaman ilindeki Nemrud’u, Şanlıurfa’daki Balıklı Gölü ve Elazığ’daki Hazar Baba Kayak Merkezi’ndeki Azer Baba üçgenini bir araya getirdiğimizde İbrahim’in babasının yattığı mekanı üzeri taşlarla belirlenmiş sade ve mütevazi bir mezar olarak yöre halkınca da bilinip ziyaret edildiği gibi, Hazar Baba Kayak Merkezi’nin üst kısmındaki tepede  bulmak daha da kolaylaşıyor. Nemrud’un saltanatına ve zalimliklerine son veren Hz.İbrahim’in babası Azer’in mezarı geçmiş kuşaklardan bugüne bir kültür mirası olarakta çok değerli ve önemlidir.

Elazığ’ın Sivrice ilçesi ve bağlı köylerinde yaşayan insanlar, Hazar Baba Dağı’nın zirvesinde bulunan ziyaretin Hz. İbrahim’in babası Azer’e ait olduğuna inanmaktadır. Bu inançla çocuğu olmayan kadınlar burayı ziyaret etmekte, dilek dilemekte ve duaları kabul olupta hamile kaldıklarında adak kurbanı kesmektedirler.

 HAZAR BABA DAĞINDA İNANÇ TURİZMİ İÇİN NELER YAPILMALIDIR? 

Hz.İbrahim’in babası Azer’in yöre halkınca yıllardan beri ziyaret edilen, adak kurbanları kesilen mezarının olduğu noktaya, Elazığ Valiliği’nin öncülüğünde öncelikle bir karayolu ulaşımı sağlanmalıdır. Açılacak yola ilgili yol levhaları karayolları tarafından yazdırılıp asılmalıdır.

Elazığ Müftülüğü, Diyanet Vakfı tarafından bu mezara bir türbe, ziyaretçilerin kalabilecekleri bir iki yıldızlı bir konaklama tesisi, namaz kılmak için 25 kişilik bir mescit yaptırılmalıdır. Böyle bir çalışma çeşitli nedenlerle mümkün olmadığı takdirde bunun gerçekleştirilmesi için bir dernek yada vakıf kurularak, çalışmalar bu kanaldan yürütülmelidir.

Ayrıca bu türbeye Türkçe-İngilizce olmak üzere bir lejand da yazdırılmalıdır. Azer’in kız kardeşi Hacıhan için de aynı tanıtıcı çalışmalar düşünülmelidir.

Kültür ve Turizm kuruluşlarımız bunu tüm dünyaya internet siteleri üzerinden duyurmalı, buraya 3 dine mensup insanlara yönelik olarak inanç turlarının düzenlenmesi sağlanmalıdır. Bu iki türbenin özelliklerini içeren daha geniş kapsamlı araştırmalar yaptırılarak bunların sonuçları yayınlanmalıdır.

Turizm Bakanlığı ile temasa geçilmek suretiyle burası inanç turizmi kapsamına aldırılmalıdır. 

KONU HAKKINDAKİ DETAY BİLGİLER

HZ.İBRAHİM OLAYI

         Müslümanlığın, Museviliğin ve Hırıstiyanlığın genetik olarak büyük babası olan Hz.İbrahim’in zamanında Mezopotamya Ovası’nda, Orta ve Doğu Anadolu’da yaşayan birçok kavim, göğe ve yıldızlara tapıyorlardı. En büyük tanrıları Ay tanrısı “SİN” idi. Ay tanrısı uzun sakallı ve elbisesinin üzerinde hilal şeklinde ay bulunan bir insan suretinde canlandırılıyordu. Ayrıca bu kavimler bu tanrılara ait bir çok kabartma resim ve heykelcik yapıyor ve bunlara tapıyorlardı.

Bölgede yaşayan insanlar M.S.600’lü yıllara kadar bu tanrılara tapmaya devam ettiler. Bu inancın bir sonucu olarak, Mezopotamya’dan Anadolu’nun içlerine kadar olan bölgelerde “ZİGGURAT” ismiyle bilinen ve hem gözlem evi hem de tapınak olarak kullanılan yapılar inşa edilmiş ve buralarda başlıca Ay tanrısı “SİN” olmak üzere çeşitli tanrılara tapınılmıştı.

 Hıristiyanlar ve Museviler Hz.İbrahim’in Güney Mezopotamya’da doğduğunu söylerken, İslam Dünyasındaki yaygın kanı, İbrahim Peygamber’in doğum yerinin Urfa-Harran civarı olduğudur.

Oysa günümüzden 2000 yıl öncesine dayanan tarihi kayıtlara göre Mezopotamya olarak tanımlanan yer, daha kuzeyde, neredeyse Harran’ı da içine alan ve Türkiye topraklarına kadar uzanan bir bölgeydi. Hz. İbrahim’in yaşadığı yerin Harran ve çevresi olduğu konusunda bir fikir birliği vardır.

Nitekim İslami kaynaklar da Hz. İbrahim’in doğum yerinin Harran ve Şanlıurfa olduğu yönünde güçlü bir kanı vardır. “Peygamberler Şehri” olarak nitelendirilen Şanlıurfa’da Hz. İbrahim’le ilgili bir çok hikaye ve efsane vardır.

İslami kaynaklarda kaydedildiğine göre, Nuh peygamberin evlatları Irak tarafına yerleşmişler. Bu nesilden gelen bir kavim ise Babil şehrini kurmuşlar. Bu kavim yıldızlara tapıyordu. Yıldızlara erişmek için dünyanın 8 harikasından biri olan, o ünlü Babil Kulesi’ni kurmuşlardı. Bunların konuştukları dil ise Süryanice idi. Kuvvetli bir medeniyet ve kültürleri vardı. Dünyada astronomi ilminin temelleri ilk defa Babil’de atıldı. Babilliler, geometriyle de yakından ilgileniyorlardı. Babil’in hükümdarı ise zalimliği ile tanınan Nemrut idi.

Nemrut, bir gece rüyasında; ufukta çok parlak bir yıldızın doğduğunu gördü. Öyle bir yıldız ki, parlaklığı ayın ve güneşin ışığından daha üstündü. Korku ve heyecan içerisinde yatağından fırladı. Hemen Müneccimbaşını diğer etkin kişileri davet ederek onlardan rüyasının yorumlanmasını istedi.

Müneccimbaşı:

“- Bu sene Babil’de bir erkek çocuğu dünyaya gelecek. Sizin helakinize sebep olacak ve memleketin yönetimi elinizden gidecek. Fakat bu çocuk henüz ana rahmine düşmemiştir” diyerek yorumunu yapar,

Bunun üzerine Nemrut çok sinirlenir, Müneccimbaşını öldürmek ister. Fakat yerine bakacak ikinci bir kahin olmadığı için bundan vazgeçerek, bir emir yayınlar. Bu emre göre kadınlar ve erkekler birbirleriyle temasta bulunmayacaklardı. Birleşenlerin kadın-erkek  demeden kafaları kesilerek cellatların elinde Hükümdar Nemrut’a getirilecekti. Bu emrin uygulamasında, her 10 kişiye bir gözcü tayin edildi.

O sırada Nemrut’un yakınlarından olan Azer bir gece fırsatını bularak, karısı Tila ile birleşti ve bu birleşmeden karısı hamile kaldı.

Sabah olunca kahinler-müneccimler yine saraya gelerek yorumlarını söyledikleri çocuğun, bu gece ana rahmine düştüğünü Hükümdara haber verdiler. Nemrut, bunun üzerine etrafındakilere ağır sözlerle bağırıp çağırarak hakaretler etmeye başladı. Bu kez ikinci bir emirle, her hamile kadının yanına bir muhafız konulmasını, kız doğanların serbest bırakılmasını, erkek doğuranların ise hemen anasının elinden alınarak öldürülmelerini istedi. Aslında öldürülmesi istenilen bebek, büyüyünce Tanrı tarafından peygamber  Hz.İbrahim’di. Allah (C.C.), İbrahim’i gizledi.

Azer’in karısı Tila, doğum vakti geldiğinde, kocasını ve evini bir bahane ile terk ederek oradan ayrılıp gitti. İki dağ arasında bir mağara görünce oraya sığındı ve doğumunu orada yaptı. Çocuğunu bezlere sararak mağaranın kapısını da bir kaya ile kapatarak oradan ayrılıp evine geldi. Tila, kocası Azer’e çocuğun ölü doğduğunu ve orada gömdüğünü söyledi. Ancak ertesi günü bir fırsatını bularak, çocuğunu bıraktığı mağaraya koştu. Tila, mağaradan içeri girdiğinde gördüğü manzara karşısında gözlerine inanamadı. Çocuğu, kendi parmaklarının uçlarından akmakta olan sütleri emiyordu. Annesi İbrahim’i kucaklayıp bağrına basarak, kendisi de emzirdi. Ardından yine bebeği mağarada bırakarak evine döndü. Bu durum, İbrahim 7-8 yaşına gelinceye kadar böyle devam etti.

Aradan geçen yıllar içerisinde büyüyen ve bir Tanrı’nın varlığını kafasına koyan İbrahim, günün birinde bulunduğu bu mağaradan çıkarak, şehre girdi ve babasının evini tanıdı. İbrahim, karanlık bir gecede gökte bir yıldız gördü.

“- Bu imiş Rabbim” dedi.

Yıldız batıp kaybolunca;

“- Ben böyle batanları sevmem”

Sonra ayın doğduğunu gördü;

“- Bu imiş Rabbim”

Ay batınca;

“- Kasem ederim ki, Rabbim beni hidayete erdirmeseydi, muhakkak şu şaşkın kavimden olacakmışım” dedi.

Sonra güneşin doğduğunu gördü;

“Bu imiş Rabbim! Bu hepsinden büyük, hepsinden parlak!” dedi.

Güneş batınca kavmine hitaben;

“Ey kavmim, haberiniz olsun, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden beriyim. Ben her dinden geçip, sade Hak’ka eğilerek yüzümü, o gökleri ve yeri yaratmış olan Halika çevirdim ve ben müşriklerden değilim.” dedi.

Sınavdan geçen İbrahim’e Rabbi;

“Ben seni bütün insanlara imam edeceğim” dedi.

İbrahim;

“- Yarabbi, zürriyetimden de.”

“- Benim ahdime zalimler nail olamazlar.”

Babası Azer’e dönerek;

“- Sen putları kendine bir sürü ilah ediniyorsun öyle mi? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir dalal içinde görüyorum.” dedi.

İbrahim, Tanrı tarafından kavmini irşada memur edilince bunları Hak yola davet etti. Onlar ise Kabe’deki putların yakalarını bırakmadılar. Kavim, birgün Kabe’den gittikten sonra, İbrahim putları kırıp yerle bir etti. Ancak bir tanesini bıraktı.

Döndükleri zaman putların halini ateş kesildiler;

         “- Bunu bizim ilahlarımıza kim yapmış? Herhalde o zalimlerden birisi. Bir delikanlı işittik. Adına bunu yapanın İbrahim diyorlarmış. Haydi getirin onu halkın gözleri önünde belki öldürülür.” dediler. Bunun üzerine İbrahim yakalanıp, Kabe’ye getirildi.

         “- Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza, ya İbrahim?”

         “- Belki, şu büyük olanı yapmıştır. Sorun bakalım ona. Eğer söylerse!”

         “- Evet siz haklısınız. Bunlar konuşmazlar.”

İbrahim, bunun üzerine:

“- O halde Tanrıyı bırakıp ta, size hiçbir fayda vermeyecek, zarar da vermeyecek şeylere mi tapıyorsunuz? Yuh size ve Tanrı’dan başka taptıklarınıza!.. Hala akıllanmayacak mısınız?” dedi.

 ALLAH, AZERİ MÜSLÜMAN SAYMIŞTIR

Kabe’yi kuran İbrahim’i, Allah’ın kendine dost edindiğini, İbrahim’in dua ve ricası üzerine Müslüman olmadan ölen babası Azer’i bağışladığını ve Müslüman kabul ettiğini biliyoruz.

Hz.İbrahimi’in faziletini, sadece Müslümanlar değil, Museviler ve Hıristiyanlar da yakın bilmekte ve bu peygambere büyük bir saygı duymaktadırlar.

HAC ve Hz. İBRAHİM

Hac; sözlükte saygıdeğer makamlara isteyerek ziyarette bulunmak demektir. Dindeki anlamı ise ihrama girerek belli günde Arafat’ta bulunmak ve Kabe’yi usulüne uygun olarak ziyaret etmektir.

         Haccın başlıca gayelerinden biri, İslam Dininin imamı ve kurucusu Hz. İbrahim ile olan alakayı yenilemek, O’nun hayatı ile kendi hayatımızı karşılaştırmak, dünyadaki Müslümanların hayatını gözden geçirmek, meydana gelen değişiklik ve bozuklukları düzeltip, aslına döndürmektir.

SONUÇ OLARAK NELER YAPILMALIDIR?

Hz.İbrahim’in babası Azer’in yöre halkınca yıllardan beri ziyaret edilen, adak kurbanları kesilen mezarının olduğu noktaya, Elazığ Valiliği’nin öncülüğünde öncelikle bir karayolu ulaşımı sağlanmalıdır. Açılacak yola ilgili yol levhaları karayolları tarafından yazdırılıp asılmalıdır.

Elazığ Müftülüğü, Diyanet Vakfı tarafından bu mezara bir türbe, ziyaretçilerin kalabilecekleri bir iki yıldızlı bir konaklama tesisi, namaz kılmak için 25 kişilik bir mescit yaptırılmalıdır. Böyle bir çalışma çeşitli nedenlerle mümkün olmadığı takdirde bunun gerçekleştirilmesi için bir dernek yada vakıf kurularak, çalışmalar bu kanaldan yürütülmelidir.

Ayrıca bu türbeye Türkçe-İngilizce olmak üzere bir lejand da yazdırılmalıdır. Azer’in kız kardeşi Hacıhan için de aynı tanıtıcı çalışmalar düşünülmelidir.

Kültür ve Turizm kuruluşlarımız bunu tüm dünyaya internet siteleri üzerinden duyurmalı, buraya 3 dine mensup insanlara yönelik olarak inanç turlarının düzenlenmesi sağlanmalıdır. Bu iki türbenin özelliklerini içeren daha geniş kapsamlı araştırmalar yaptırılarak bunların sonuçları yayınlanmalıdır.

Turizm Bakanlığı ile temasa geçilerek burası inanç turizmi kapsamına aldırılmalıdır.


HAZAR BABA YÖRESİNE AİT TANITIM BİLGİLERİ

ELAZIĞ’A GELEN TURİST SAYISI(2000 Yılı)  
YERLİ TURİST SAYISI  57.587
YABANCI TURİST SAYISI 4.431

TOPLAM TURİST SAYISI

62.018
HAZAR GÖLܒNÜN UZUNLUĞU 22 Km
HAZAR GÖLÜ SU SICAKLIĞI 10-11 C
HAZAR GÖLÜNÜN GENİŞLİĞİ 5-6 Km
HAZAR GÖLÜNÜN YÜZÖLÇÜMÜ 86 km27
DENİZDEN YÜKSEKLİĞİ 1.248 metre
HAZAR BABA KAYAK MERKEZİ  1.800 metre
TELEFERİĞİN ULAŞTIĞI NOKTA 2.210 metre
HAZAR BABANIN ZİRVESİ (GÖKÇEN TEPESİ) 2.437 metre
   
SİVRİCENİN ELAZIĞ’A UZAKLIĞI 25 Km
SİVRİCE-KAYAK MERKEZİ ARASI 6 KM
SİVRİCE İLE ZİRVE ARASI 8 Km
KIŞIN KAR KALINLIĞI 3 metre

 

KURUDOLU GÖLÜ (BERVİ GÖLÜ) :

 

Göl; Hazar Baba Dağı’nın zirvesinde bulunmaktadır. 1895 yükseltisinde elips şekilli olup, 175 m uzunluğunda, 125 m enindedir. Göl çevresinde tabandan 30-70 m yüksekte tepeler yer almaktadır. Gölün çevresinde ise yayla mevcuttur.

 

KARAÇALI KAYNAK SUYU :

 

Eskiden Elazığ’ın içme suyunun bir kısmını karşılıyordu. Bu su Elazığ’da kurulan tesislerde paketlenerek satılmaktadır. Şehir içerisinde Elazığ Belediyesi’nin mahallelerde yaptırdığı sebil çeşmelerden halk bu suyu bedava içmektedir. Hıfsısıhha Raporuna göre bu suyun tadı normal, berrak, renksiz, kokusuz ve tortusuzdur. Sertlik derecesi 7 (Fr), pH’ı 8’dir.


KAYNAKLAR

  1. Harput Yollarında, İshak SUNGUROĞLU, 4.cilt. 1951-ANKARA

  2. Hak Dini, Kur’an Dili, ELMALILI  HAMDİ YAZIR, 10 ciltlik eseri

  3. Sivrice İlçe Yıllığı, 1994- ELAZIĞ

  4. Yüce Kur’an’ın Bilimsel Sırları, Dağarcık, Abdülvahap MALATACIK, 1996- ANKARA

  5. 1. Hazar Gölü ve Çevresi Sempozyumu Bildirileri, Sivrice Kaymakamlığı 2. nolu yayını, ELAZIĞ

  6. Elazığ Turizm Envanteri, Elazığ Turizm Müdürlüğü yayını, ELAZIĞ

  7. Diyanet İslam İlmihali, Diyanet İşleri Başkanlığı yayını, 1988- ELAZIĞ

  8. Doç. Dr. Fikret KARAMAN, eski Elazığ İl Müftüsü, 2002-ELAZIĞ

  9. K. Metin ÖZTÜRK, Sivrice Belediye Başkanı, 2002- ELAZIĞ

  10. Mustafa TURAN, Sivrice İlçe Müftüsü, 2002- ELAZIĞ

  11. Muharrem KARATAŞ, Sivrice Halk Eğitimi Müdürü, 2002-ELAZIĞ

  12. Yard. Doç. Dr. Mehmet Ali ÖZDEMİR, 1. Hazar Gölü ve Çevresi Sempozyumu Bildirisi, 1995- ELAZIĞ

  13. Arş. Gör. Halil GÜNEK, 1. Hazar Gölü ve Çevresi Sempozyumu Bildirisi 1995- ELAZIĞ

  14. Yard. Doç. Dr. Ali YİĞİT, 1. Hazar Gölü ve Çevresi Sempozyumu Bildirisi 1995- ELAZIĞ

  15. Arş.Gör. Selçuk Hayli, 1. Hazar Gölü ve Çevresi Sempozyumu Bildirisi 1995- ELAZIĞ

  16. Harun YAHYA, Kültür Yayıncılık, Kavimlerin Helaki - 6. baskı, 2001- İSTANBUL

  17. İşte TÜRKİYE, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü yayını, 1988- ANKARA


 

gazetesayfa.gif (565 bytes) Araştırma... Gazeteci Yazar: Mehmet TOPAL
/ http://www.elaziz.net/yazar/mehmet


Haber... www.elaziz.net/haber - 08/03/2003

Elaziz.net Elazığ Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.
www.elaziz.net Haber Merkezi. Tel: 0.424.237 90 99 Fax: 233 21 81
Haber Arşivi  |  Haber Kaynak  |  Haber Ana Sayfa  |  Elaziz.net Ana Sayfa