Amerika’daki İlk Göçmen Türkler- ABD’ye Türk Göçü : 1820-1921” başlıklı
proje hakkında Elazığ’daki sivil toplum kuruluşlarının ortak
değerlendirmesidir.
“Amerika’daki İlk Göçmen Türkler–ABD’ye
Türk Göçü : 1820-1921” başlıklı projenin, 12/4/2003 akşamı, Fırat
Üniversitesi Sosyal Merkezi’nde yapılan tanıtım toplantısı, -TV
kanallarından da aktarıldığı gibi- tartışmalara sahne olmuştur. Konuyla
doğrudan ilgili F.Ü. Öğretim Üyelerinin soruları muğlak cevaplarla
geçiştirilmiş, Proje yürütücüsü Sedat İŞÇİ’nin tatminkâr olmayan
açıklamaları kamuoyunda rahatsızlık doğurmuştur. Sivil toplum örgütleri
olarak projenin amacının sorgulanmasının ve yeniden değerlendirilmesinin
gerektiği kanaatini taşımaktayız. Aşağıdaki hususların ilgili ve yetkili
mercilere ulaştırılmasını görev sayıyoruz:
1.
Yeditepe Üniversitesinde
4/1/2003’te yapılan toplantı, katılımcıların kimlikleri (azınlık cemaat
temsilcileri) ve sunuluş tarzı itibarıyla, Proje’de sözü edilen
amaçlarla ve –böylesi bir projenin taşıması gereken- ilmî kriterlerle
uyuşmamaktadır. Bilimsel hiçbir konuşmanın yapılmadığı toplantının
Harput’la ilgisi olmayan gösterilerle geçiştirilmesine, Yeditepe
Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Aysel AZİZ de açık tepki
göstermiştir.
2.
Yeditepe Üniversitesi
Rektörü Sayın Prof.Dr.Ahmet SERPİL tarafından davet edilen, konunun
uzmanı araştırmacı F.Ü. Öğr. Üyesi Yard.Doç.Dr.Erdal AÇIKSES,
-toplantının ilmî olmayan seyrine tepkisini alenen beyan ettiği için-
bilimsel ahlâka aykırı bir şekilde konuşturulmamış, bildirisini
sunamamıştır. Bunun –en hafifinden- ilmî esastan yoksun olmanın
perdelenmesine yönelik bir tasarruf olduğu düşünülmektedir….
3.
Projenin kısa vadede amacı,
“Yazılı ve görsel medya kanallarıyla ABD’ye göç eden Türk Aileleri
arasında iletişim köprüsü oluşturmak” olarak belirlenmiştir. Proje
tanıtım kitapçığından ve Proje yürütücüsü Sedat İŞÇİ’nin sunuş
kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, henüz bu beklentiyi karşılayacak
sayıda aile yoktur. Frank AHMED ve William ALLI, -devletimizin
tanıdığı birçok dernekle yıllardır ilişki içinde oldukları için- bu
projenin yakın amacına mesnet olamazlar. Eğer, -atayurt olarak
benimsediği Harput’u bugüne kadar ziyaret etmeyen- sağ birkaç Türk
göçmen varsa, Elazığ’ın sivil toplum kuruluşları, kısa vadede umulan
iletişim köprüsünü kurmak için hizmete hazırdır...
4.
Projenin, “ABD’deki
Türk varlığını gündeme getirerek; ABD-Türk ilişkilerini -stratejik
müttefiklik yanında- daha sağlam ve köklü temellere oturtulmasına önemli
katkı sağlamak” şeklinde vurgulanan “uzun vadeli amacı” ise
esasta tutarsızdır. Çünkü, 19ncu Yüzyılın sonları ve 20nci Yüzyılın
başlarında Harput’tan ABD’ye göç eden Türklerin büyük çoğunluğunun geri
döndüğü kayıtlardan bilinmektedir. Halen ABD’de yaşayan dörtyüzbini
aşkın eğitimli, seçkin ve genç Türk yanında, geri dönmeyen -çok az
sayıda ve çok yaşlı- Harputlu göçmenlerin, “asimile olmuş” ikinci ve
üçüncü nesilleri ile bir “Türk lobisi oluşturmak” düşüncesi, ham bir
hayâldir. Projenin tutarsızlığı ve maddî kaynağın israf edileceği
açıktır.
5.
Yürütücüler, projenin birçok
resmî kurum tarafından desteklendiğini ileri sürmektedirler. Oysa
tanıtım kitapçığı incelendiğinde, resmî kurumların desteğe değer
bulduğu proje ile yürütülmek istenen proje arasında çelişkiler
bulunmaktadır. Şöyle ki; Ek-E’de Millî Güvenlik Kurulu Genel
Sekreterliği’nin “gizli kayıtlı” Kasım 2002 tarih ve 3500-02/İGTİP
Sayılı yazısında, Yeditepe Üniversitesi’nde verilen iki konferanstan
duyulan memnuniyet belirtilmiştir. Aynı yazıda devamla, Türk Tarih
Kurumu tarafından yapılan “1910’lu Yıllarda Türkiye’den Göç Eden
Ermeniler” konulu bir çalışma bulunduğu ve iki ayrı çalışmanın
birlikte yürütülmesinin yararlı olacağı bildirilmiştir. MGK’nın
tavsiyesi doğrultusunda Türk Tarih Kurumu’yla birlikte çalışmaktan
kaçınılması, -ard niyet yoksa- bu projeden ilmî bir beklentinin
olmadığını göstermektedir. Türk Tarih Kurumu’nun,
-Ermenilerin, anılan tarihlerde Batıya göç ettikleri gemilerin yolcu
listelerine kadar- “belgelere dayanan” ciddi araştırmalarına karşılık,
bu fantezi projenin kadrosunda Türk tarihçi bulunmamaktadır!...
6.
Milli Güvenlik Kurulu’na
sunulan bu planın, Harput Festivali yani fiilî olarak uygulamaya konmak
istenen projeyle ilgisi bulunmamaktadır; Proje, -MGK’nın ve YÖK’ün
yanlış bilgilendirildikleri şekliyle- Yeditepe Üniversitesine ait
değildir! Yeditepe Üniversitesi Genel Sekreteri Emekli Tümgeneral
Rıza KÜÇÜKOĞLU, Sedat İŞÇİ, Günseli S. İŞÇİ, John J. GRABOWSKİ, Diana
GRABOWSKİ gibi -akrabalık bağları egemen- bu yürütücü kadroya,
Rockefeller Vakfı Arşiv Merkezi mensupları, -ekonomi, tarih,
sosyoloji ve soybilim alanlarında- danışmanlık yapmaktadır!
7.
Proje yürütücüsü ve
“Türk-Ermeni İlişkileri İnceleme Grubu(TERİG)” koordinatörü Sedat
İŞÇİ’nin, muhtemelen bu kimliğiyle, Yeditepe Üniversitesi’ndeki
toplantıya davet ettiği Ermeni ve Süryanî cemaat liderlerinin oradaki
varlığı, istismara kapı açmıştır. Nitekim bir davetli konuşmacı, Proje
çerçevesinde planlanan Harput şenliğinde, “Kızıl Yumurta Bayramı”nın
-Ermenice, Rumca şarkıların yer aldığı bir konserle- kutlanmasını teklif
etmiştir. Sağlıksız bir başlangıcın tabiî sonucu olarak asıl endişe,
projenin bir “Ermeni propagandasına dönüşmesi” ihtimalidir. Son
birkaç yılda ülke genelinde ve Elazığ/Harput ölçeğinde yapılan Ermeni
propaganda ve toplantıları, bu kuşkuyu güçlendirmektedir. O tarihlerde,
Harput’tan ABD’ye “çalışmak için” göç eden nüfusun ekseriyetinin Ermeni
olduğu kayıtlarda mevcuttur. “Türk işçilerin” hemen hepsinin geri
döndüğü dikkate alınırsa, -hâlâ çok oldukları iddia edilen- Harput
festivali katılımcılarının Türk olmaları imkansızdır! Bu durumda,
Projede anılan “Atayurduna Saygı”, vahim mânâlar taşımaktadır;
Proje kadrosunda bunu ayırt edecek yeterli ilmî alt yapı ve
hassasiyetin, “hatta iyi niyetin” olmadığı, Harput Festivaline azınlık
çocuklarını ve torunlarını davet etmeleriyle(Ek-D ikinci paragraf) iyice
âçığa çıkmaktadır!
Projenin Ermeni-Süryani propagandasına
dönüşmesi endişesi, -geçmişte yaşanan bazı kuşkulu girişimlerle ortaya
çıkan- haklı hassasiyetin sonucudur :
a)
1985’te Van’da, Amerikalı
Emekliler Şehri kurulması projesinden, “Ermeni emelleri”
doğrultusunda kullanılacağı görüldüğü için vazgeçilmiştir.
b)
1996’da, Çevre ve Din
Sempozyumu adı altında, önce İstanbul’da başlayan toplantı Trabzon’a
kadar genişletilmiş; bir gemiyle Pontus Heyeti olarak Trabzon’a
gitme cüretini gösteren Hıristiyan din adamı ağırlıklı grup, -halkın
tepkisi sonucu- oturumlarına gemide devam etmiştir.
c)
Elazığ’ın Hazar Gölü
kıyısındaki TCDD Sosyal Tesislerinde 2002 Yazı’nda bir hafta süreyle
misafir olan kalabalık misyoner
grup, çevrede propaganda yaparak çok sayıda Türkçe ve Kürtçe İncil
dağıtmıştır.
d)
Aynı yıl, çoğunun elinde
Henry H. Riggs’in “Days of Tragedy in Armenia” adlı kitabı
bulunan 250 kişilik bir grup, cemaati bulunmayan Harput’a, Kilise
açmak üzere gelmiştir. Süryani cemaatinin -çok az sayısına rağmen-
Elazığ’da bir kilisesinin bulunması, Harput’taki girişimin ibadetle
ilgisinin olmadığını göstermektedir….
e)
1988’de Adana’da
düzenlenmesi kararlaştırılan “Kilikya Sempozyumu”, -zamanında yapılan
olumlu uyarıların değerlendirilmesi sonucu- haklı olarak, “Çukurova
Sempozyumu” adıyla gerçekleştirilmiştir.
Sonuç :
“1910’lu Yıllarda Türkiye’den Göç Eden
Ermeniler” konulu, Türk Tarih Kurumu’nun ciddî çalışmasının kapsamına,
-Kurum’ca araştırmaya değer bulunduğu ve kabûl edildiği takdirde-
“ABD’ye çalışmak amacıyla giden Türklerin de dahil edilmesi”nin
uygun olacağı; konunun ehil olmayan ellerde, -görünür hiçbir
kazancı olmayacak şekilde- istismarının önlenmesi gerektiği
kanaatleriyle, ilgili mercilerin ve kamuoyunun bilgisine, saygılarımızla
sunarız.