|
   Kürsübaşı Geleneğimiz - Harput Sıra Geceleri
:
Eski harput evlerinde
kış mevsiminde kullanılan adeta soba görevi yapan özel olarak düzenlenmiş kürsü
etrafında ısınmak sohbet etmek eğlenmek amacıyla bir araya gelinmesi kürsübaşı
denilir.
"Kürsübaşı"
günümüzde Harput kültürünün belli bir yönünü ifade
eden, çağrıştıran kelime olarak algılanır.
Kürsü 50-60 cm yüksekliğinde en küçüğünün
bir yanı 60 cm den başlamak üzere 1,5metreye kadar genişleyen dört ayaklı ve dört
köşeli tahtadan yapımış kare bir masa şeklindedir. Bazılarının ise altıda
üstüde kapalı, yanlız alt döşemenin ortasında 30-60cm kutrunda dairemsi oyulmuş
boş bir yer vardır ki buraya mangal koyulur. Kürsülerin büyüklük ve
küçüklüğüne göre hususi surette saman ve yapışkan bir çamurdan
yaptırılmış olan bu mangallar kürsü ayakla- rının tam ortasına kanulur,etrafında
ise abdest sularının ısınması için bakır ibrikler bulunurdu.
Açık havada ve ekseriyetle yemek ocaklarında
yakılan ağaç kömürü,ateşi carıtlarla
(ateş küreği)
bu mangallara konulur ve dayanmak içinde üzeri külle
kapatılırdı.Bu ateş soğuğun şiddetine göre 10-12 saat kadar kürsüyü ve kürsü
başlarını hamam gibi ısıtır ve sıcak tutardı.
Kürsülerin üzerine iç yüzü kırmızı renk
düz ve dış tarafı ise aynı yerli bezden
(çiçekli bez)
hususi surette yaptırılmış büyük yorganlar
örtülür.Kürsünün iki tarafı sedir diğer iki tarafıda büyük minderler
konularak bu seviyeye çıkarılır. Bunların üzerine tekrar yumuşak döşek veya
makatlar konulur ve üzerine tertemiz örtüler çekilir.
Duvarlara gelen taraflarada sırayla yastıklar
dayanır. Yumuşak minderlerin üzerine oturulur ve yastıklara dayanırlırAyaklar bacak
ve kollar bu yorgan altına sokulur,kürsü yorganı göğüslere kadar çekilir.İşte bu
surette kürsünün dört bir tarafında oturanlar vücutlarını ısıtır ve soğuktan
muhafaza edilmiş olurlardı.
(Sunguroğlu Cilt-4 Sh.256)
Bazı köylerde ise dört tarafı kerpiçle
çevrilmiş ve yumurta ile sıvanmış ortası boş kürsüler yapılmıştır. Bu
kürsünün ortasına içi köz dolu mangal bırakılır ve üzeri kapatılrıdı.
Kürsünün etrafında minderler bulunurdu.
Kürsünün kendisinden ziyade Kürsübaşı diye
bilinen ve bu isimle alınan toplantılar müzikli eğ- lenceler, halk hikayeleri
anlatımları gibi kültür hayatımızda önemli yeri olan konuların işlenmesi ve
günümüze kadar gelmesi önemlidir.Kürsübaşları geleneksel kültürel
unsurlarımızın günümü- ze ulaşmasında önemli bir fonksiyonu olmuştur.
Uzun kış gecelerinde Harputluların hemen tek
eğlencesi olan
Kürsübaşlarında
,yaş guruplarına göre toplantılar olurdu.
Kürsübaşlarında önceden karar verilmesi suretiyle sırayla her gece bir evde
toplanılırdı. Her mahallede akran olan ve ruhen uyuşan insanlar bir topluluk
oluştururlardı. Bunlara
"kol"
denirdi. Bu kollar o topluluğun liderinin ismiyle
anılırdı. Bu kollar içerisinde iyi yemek yapanlar mutlaka bulunurdu.
Toplanılmasına karar verilen eve tedarik edilen
malzemeler önceden gönderilirdi.Evdeki kadın ve çocuklar akşam erkenden başka bir
komşuya gider;evli misafirlere bırakılırdı. Yarı gecelere kadar sürecek olan
eğlenceler,anlatılacak fıkralar, yapılacak şakalar hep planlanır ve gece mutlu bir
şekilde tamamlanırdı. Halk oyunları şarkı ve türküler, maya ve hoyratlar, güzel
yiyecekler, çeşit çeşit sohbetler Harputun soğuk kış gecelerini ısıtır
gönüller şenlenirdi. Bir dahaki toplantı ve yiyecekler de bu gecenin sonunda
kararlaştırılırdı. Yemekler, meyve ve diğer yatsılıkların kimler tarafından
alınacağı hususunda kura çekilirdi.
Kürsübaşları ,gündüzleri bütün ev
halkını etrafında toplar geceleride varsa misafirlere tahsis edilirdi.
Kürsübaşlarında efsaneler, masallar, bilmeceler söylenir; latifeler şakalar
yapılır,yüzük oyunları oynanırdı. Oyun sonunda kaybedene cezalar verilir ağır
şakalar yapılırdı.
Kürsübaşı geleneklerinden başka Harputta
bütün mahallelerde
"oda işletme adeti"
vardı. Zengin konuklarında selamlık daireleri orta
hallilerin evlerinde ise selamlık odaları bulunurdu. Akşamla yatsı arasında buralarda
toplanılırdı. Bu odaların müdavimleri hep aynı kişilerdi. Bir odanın müdavimini
diğer odaya gitmesi hoş karşılanmazdı.
"Selamlık odalarında sesleri güzel
kimseler tarafından Ahmediye ,Muhammediye, Kıssası Enbiya kitapları Emrah,
Nevres külliyatından parçalar okunurdu. Hikayeler, masallar, savaş anıları
anlatılırdı. "İlim adamlarının selamlık odaları kalabalık olurdu.
Müdavimleride çoğu hocalar, Müderrisler veya mektep medrese görmüş kimselerdi. Bu
odalar adeta bir ilim yuvasıydı. Fuzuli, Baki, Nefi, Nabi, Nedim, Sabi gibi şair ve
ediplerin eserleri okunur, incelenir, yorumlar yapılırdı. Hatta bu toplantıda ezbere
beyitler okunmakla kalınmaz
"fuzuliden bir
beyit okıyacaksın ki son harfi "b" olsun"
şeklinde sorulan
sorulara cevaplar alınırdı.
İşte böylesine ortamlarda adeta
Kürsübaşlarında ve odalarda bir yaygın eğitim yapılır insanlar bilgi sahibi
olurlardı. Harput insanının kadirşinaslığını bilge kişiliğini ve musikisindeki
şahsına münhasırlığını buralarda almak gerekir.
    devam edecek
|