|
   Düğüne Hazrılık, Düğün Şenlikleri
ve Düğün Ziyafetleri
:
Düğün
günü daha evvel taraflar arasında kararlaştırılmış olduğundan zengin ailelerde
düğün şenlikleri bir hafta veya on gün evvel başlar. Düğün evinin selamlık ve
harem dairelerinin bütün oda, salon ve sofaları temizlenmiş, yemek odaları
ayrılmıştır. Geceleri aydınlık olmak için düğün evinin caddeye olan
duvarlarına, pencerelerine fenerler asılır ve düğün evinin kapısı önünde
muhtelif yerlere meşaleler yakılmak için bir metre yükseklikte demir ocaklar
yerleştirilirdi.
Şenliklere, düğün evinin kapısı önünde veyahut bu eve yakın bir meydanda sabahın
muayyen saatlerinde davulların bir arada ve bir anda vurulmalarıyla başlanılırdı.
Davul adedi, düğünün şümul ve azametine göre değişir. Bu davulların yanında her
iki veya üç davul için bir zurna veya bir kılernet bulundurulurdu. Bu davulların bir
arada ve aynı tempo ile bir anda vurulmaları büyün mahalleyi ayaklandırırdı. Çoluk
çocuk, ihtiyarı, genci hep birden düğün evinin kapısı önüne koşar, buralarda
toplanılır ve mahşeri bir kalabalık her an artar ve kabarırdı.
Davulcuların ilk
vazifeleri, davetlileri karşılamaktı, uzaktan bir davetli kafilesinin geldiğini gören
davulcular, hemen –Karşılama- havasına geçerek gelenlere karşı yürür,
yaklaşınca da tekrar geri dönerek misafirlerin önleri sıra çala, çala düğün
evinin kapısına kadar misafirleri getirir, orada baş davulcu, davulunu çevirerek
vaziyet alır diğer davullar çalınırdı. Davetliler, çevrilen davulun üstüne
bahşiş olarak gümüş mecidiyeler, on kuruşluklar, çeyrekler atarak içeriye
girerlerdi. Davullar, dışarıda çalınmağa başlarken içeride de saz takımı fasla
başlardı. Saz takımı: bir veya iki keman, bir kanun, bir kılernet bir veya iki teften
ibaretti. Son zamanlarda bu takıma Darbuka, Cümbüş ve Ut da girmiş bulunmaktaydı. Bu
takımın yanında iki veya üç okuyucu ve birde Köçek vardı. Bu saz takımına bazen
Elazığ’dan kemaneci Kör Karo, Hamamcının Mustafa ve Hüseynik’ ten de kanuncu
Boğos gibi sanatkarlar da getirtilir, bu suretle saz takımı kadrosu genişletilirdi.
Gece alemlerinde bilhassa Kına gecelerinde bu kadroya hariçten sesi gür ve güzel bazı
okuyucular da davet edilir, ahenk ve coşkunluk artar ve ayyuka çıkardı. Mesela: Başta
Korukoğlu Şevki, Dabağ, Muhittin, İsmail ve Feyzi gibi.
İşte dışarıda davullar ve zurnalar, içeride saz takımları icray-ı ahenk
ederlerken, düğün davetlileri de kafile kafile gelmeye başlarlardı. Bu davetler
şöyle olurdu: Düğünlere davet edilecek zevatın isimleri birkaç gün evvelinden
büyük bir tabak kağıt üzerine yazılırdı. Birinci planda: Harput’un büyük
alimleri .. Hükümet erkanı .. Tüccarlar .. Köy ağaları .. Esnaf .. ve en sonra da
konu komşu .. Bu defterler, düğünde İlahi okumak üzere vazife alacak olan üç dört
kişiye verilirdi ki, bunlara Harput’da <<UHUCU>> denilirdi. Bunlar
defterler ellerinde kapı, kapı, dükkan, dükkan dolaşır, düğün sahiplerinin
selamlarını ve davetin gün ve saatini söyleyerek düğüne davet ederler ve bunlardan
da bahşişlerini alırlardı.
Davetliler, şu şekilde tertiplenen sofralara oturur, yemeklerini yerlerdi. Odanın bir
başından öteki başına kadar bir ve sofalarda ise bir sağ ve bir sol tarafta olmak
üzere iki sıra, yerlere bembeyaz kar gibi Hasavanlar serilmiştir. Genişlikleri iki,
uzunlukları dört beş metre olan bu Hasavanların her tarafına yumuşak şilteler,
minderler konulmuştur. Bunların üstünde boydan boya ince mabrum denilen bezlerden
yapılmış 3-4 metre uzunluğunda işlemeli peşkirler…Ve bu peşkirlerin önünde
tertemiz cimşir ve siyah Abanoz kaşıklar sıralanmıştır. Hasavanın üzerinde
kalaylı büyük bakır leğenler için de kızarmış kuzular .. Kaburgalar .. Pirinç
veya Bulgur tiritleri (Etli Pilav) .. Yaprak dolmaları .. Tepsilerle Baklavalar .. Ve
yine ufak kaselerde Düğün zerdeleri ve pilavlar. İşte Harput ‘da bu gibi sofralara
<< SOMAT >> denilir, hatta << Somat çekme >> diye de
kullanılırdı.
Yemeklerden sonra misafirler, diğer odalara alınarak kahveler, sigaralar,
nargilelerle i’ saz ve ikram edilirlerdi .Bir kafile gidince, sofralar derhal
temizlenerek ikinci kafile için yeniden tanzim edilirdi. İkinci, üçüncü, dördüncü
kafileler de bu suretle yedirilip içirildikten sonra düğün evinden ayrılırlardı. Bu
arada saz takımı durmadan, dinlenmeden çalar ve misafirleri eğlendirirdi. İşret
kullananlar, ayrıca akşam yemeklerine davet edilir, bunlara da masalarda sofralar
hazırlanır .. yer,içer, sohbet eder; eğlenirlerdi. Öyle bir an gelirdi ki, işret
sofrasındaki davetliler, hep birden coşar, oyuna kalkarlardı. Bu eğlenceler, bazen
gece yarılarına kadar devam ederdi. İşret edenler, çalgıcılara ayrı,ayrı rakı
ikram ettiklerinden ve bir taraftan da bahşiş verdiklerinden onlar da neşelenir ve
coşarlardı.
İçeride bu şekilde eğlenilirken dışarıda da davul zurna sesleri mahalleyi
çınlatmakta devam ederdi. Davulların önünde oyuncular çoğalır, halaylar,
üçayaklar birbirini takip ederdi. Bilhassa köylerden getirtilen oyuncular, o kadar
maharetle oynarlardı ki, o sıra bütün düğün davetlileri kadın, erkek damlardan ve
pencerelerden bunları seyre çıkarlardı. İsimlerini burada rahmetle anacağım
Tilenzit köyünden İbrahim, Germilili Telo, Adedili Mehmet Ali gibi oyuncuları bu
topraklar bir daha yetiştiremezdi. Bu suretle düğünlerin akşamları ve hele geceleri
daha neşeli geçerdi. Bir taraftan meşaleler yanar, bir taraftan havai fişekler
gökyüzüne helezoni ışıklar saçardı.
    Evlilik
ve Ön Hazırlıklarda İzlenen 8. Yol... Tıklayınız:
|