Aziz Şehir Elazığ'a Hoş Geldiniz

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

 Ana Sayfa    Menü Seçimi    Yazarlar / Fısıltı / Elazığ Gözlemleri << Geri Dön

footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner

ELAZIĞ GÖZLEMLERİ :

Eski Yazılarımız Sizden Gelenler E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa

FISILTILAR - Elazığ'da Bilinmeyenler ve Saklananlar

Kazancımız! Siyasi Güç ve Elazığ Lobisi...
26 Mart 2004
Cuma

Siyasi Güç ve Elazığ Lobisi…

Yerel seçimler bitti. Şehir yeni başkanını seçti. Tartışmaktan ziyade şehrin bekleyen sorunlarına çözüm bulmak ve sorunları tespit etmek üzerine görüşlerimizi hissettirelim.

Sürekli konuşulan bir konuya değinmek istiyorum. Elazığ LOBİSİ ne iş yapar? yada Lobi var mı?. Maalesef Elazığ Lobisinin L sini bile uzun zamandır göremiyoruz.

Peki bu noktadayken neler yapabiliriz. Bir önceki yazımda “Bu Seçim, Elazığ İçin Bir Kazanç mı? Yoksa Kayıp mı Olacak?” sorusuna, Yerel seçimler sonunda şu kazancı gördüm. Elazığ 4 vekili ve 1 Genel Başkanı olan ve bu artılarını iyi kullandığı takdirde kısa zaman içinde son 10 yıllık yitirilmişliğini yenebilecek ve yeniden bölgesinde cazibe şehir olmanın adımını atacaktır. İktidar partisine verilmeyen bir başkanlık sonrası bu nasıl olabilir?. İktidar partisinde hala 4 vekilimiz, biri Genel Başkan Yardımcımız var! 3 vekilimiz siyasi konularda çokça tecrübeli bunu kullanabilmek için bu şehrin bu noktada lokal baskı yapması gerekiyor. Bizler kanımca hep söylenen tayin-terfi işleri ile uğraşmaktan sıkılmadık.

Kısa zaman içinde, Siyasi Parti İl başkanları ve sivil toplum başkanları ile organize olan bir toplantı ile örnek; “Ekonomi KURULTAY’ı” yapılmalıdır. Ama adı olsun toplantı olsun olarak değil elbette. Şehrin temel sorunları ile gelecek 5-10 yıl sonrası için bekleyen sorunları ile artı oluşacak değerler bir havuzda toplanmalıdır. İlgili birimler için oluşacak topluluk 10-20 kişilik değil kanımca 150-200 kişilik ve alt birimlere dağılan bir büyük hareket olmalı. Bu çok zor bir olay ve yapılanma değildir. Şehirde, alt komisyonlarda görev alacak yüzlerce kişi ve kurum/kuruluş bulabilirsiniz.

Ancak, işe başlarken birilerini taşın altına koymalıyız, bu kişiler Vekillerimizin tümü olmalıdır. Elazığlı yüzlerce bürokrat Türkiye’nin çeşitli illerinde ve devletin çok özel mevkilerinde yapılanmıştır. Bu şehrin kendini yetiştiren evlatları vardır. Hiç kimse görevden kaçmaz. Bu yapıyı oluşturma işlevinde vekillerden ziyade şehrin saygın insanlarıyla başlanılmalıdır. Şöyle bir cevap olacaktır sanırım!. “Daha önceden yapıldı ama başarılı olunamadı.” Eminim ki, o zaman bu kadar zengin bir siyasi etkiye sahip bir güç yoktu. Elazığ bu seçimlerle iyi bir şans yakalamıştır. 4 vekil ve 1 Genel Başkanı olan bir şehir ve bu şehrin bazı konularda hakkının verilmemesi artık bazı engellerin o kadarda önemsiz olacağına kanıttır. Sayın Mehmet Ağar’ın artık daha fazla Elazığ meseleleriyle yoğrulacağını biliyoruz. Hakeza diğer 4 vekilimizin de çokça desteklerini iktidar partisinden alacaklarına inanıyorum. Siyaset devamlı ancak sürekli değişen bir yapıdır. Siyasetin temelinde güç vardır. Elazığ sürekli bahse konu olan eksik saydığı Siyasi Güç’ü bulmuştur.

Elazığ Sanayisi ve Ticari Yapısındaki Kırıklar…

Siyaset in bir diğer adı ise çıkar yada menfaattir. Elazığ artık kendi menfaatlerini gözetmek zorundadır. Bir esnafımızın dediği gibi, “Tunceli-Diyarbakır-Malatya yollarını bir ay kapayalım bu şehir köy olduğunun farkına varacaktır”. Acı ama gerçek. Organize sanayi bölgesinde çokça fabrika görmek her vekil her Elazığlı ister. Sürekli değinilen Malatya, Antep sanayisi ve bu sanayi bölgelerini katlamasa da eşdeğer olabilecek potansiyel, kapital güç ve beyinler Elazığ’da var. Teşvik yasası için hiçbir şey yapılmadı demekten ziyade eksik ve yanlış strateji izlendi diyebiliriz. Elazığ’ın ekonomi ve sosyal olarak kalkınmasının önceliği, sanayi bölgesinde tüten bacaların çoğalmasıyla başlar.

İşsizlik ve sürekli sektörel değişim yaşayan, sektörlerin benzerliklerinden kaynaklanan tıkanma ve etkin kullanılmayan PARA kaybı ile değişen ve yıpranan bir ticari yapı var Elazığ’da. Bir yazımda bahsettiğim bu noktada bazı organların devreye girmeleri ile bu yıpranma minimum olmasa da alt bir düzeye çekilebilir. Ticari yapısı aşırı dışarı bağımlı olan Elazığ artık üretimde bir çok basit ürünü üretmedikçe ve bu tür yapılanmalara destek olmadıkça bizler yine “Elazığ çok pahalı, Malatya ucuz” söylemlerine devam ederiz. Balık tutmasını öğrenmeyi bekleyen bir Elazığ var.

Ve şu soruyu bir çok esnafın kendine sorması gerekiyor. “kendi insanımızı yeterince koruyor muyum?” Neden çoklu yapılanmaların artık bir başarı olduğuna inanmıyor ve ortaklıkların geçmişten gelen bir kırılma ile yeniden yaşanılacağını düşünüyoruz? Üretim, üretim, üretim. Elazığ üretmedikçe komşu illerden “Küp Şeker, Helva, Kağıt, Ayakkabı, Hırdavat, Tekstil vb.” ürünleri ithal etmeye devam edecektir. 90 km ileriden gelen bir malı %30-40 kar ile satmak yada, kendi üretimi ile 90 km ilerisi olan illere pazarlamak. Ve sanırım bir rahatlıkta var bu şehirde! Birkaç sanayici dışında üretmeyi düşünen seven yok gibi. Öyle işletmelerimiz var ki, Elazığ’a “ürün satamama” sıkıntısı çekiyor. Bu pahalı olduğundan mı? Asla değil! İstanbul’a, İzmir’e, Ankara’ya, Antalya’ya, Malatya’ya, Kars’a, Trabzon’a, Tekirdağ, Edirne’ye ve Türkiye’nin bir çok iline ürün satan, hammadde gönderen işletme Elazığ’da malzeme satamıyor!!! Bu noktada eksiklik bu işletmede mi? Sanmıyorum!

Eleştirmek fazlaca güç ve düşünce gerektirmez! Aklınıza o an yüzlerce eleştirecek konu bulabilirsiniz. Ama hataların ayıklanmasının başlangıcı kişinin ve kurumların temelinde yine bizler varız. Elazığ bu bozulan ticari yapısını değiştirmelidir. Tarihe yorumlamak gerekirse, 700 yıl öncesinde bu yaşadığımız topraklarda meydana gelen kıskançlık ve aşırı bencillikten kalan duygularda var olsa gerek. Harput’a atıf edilen bir söz gibi… “çağırmazlarsa küsek, çağırırlarsa gitmeyek” misali. Kıskanma ve neden ben değil! O! Sorgularını, kazanmak ve daha fazla kaybetmek istemiyorsak bırakmalıyız.

Bu şehrin sosyal ve kültürel yapısındaki değişikliklerin hepsinin temeli Ticari yapıdaki kırılma değildir elbette. Bir çok sebeplerde vardır. Şu an için konumuz ve ağırlığımız ticari yapıdır. -Kültürel kayıplarımız için bir başka yazı yazacağız- Harput tarihi boyunca Ticaret merkezi olmuştur. Bu şehrin ticari devamlılığının olmamasında bir diğer etkende Ermeni tehciri döneminde ermeni vatandaşlarımızdan alamadığımız ve yok ettiğimiz sanattır. Bu konuda başlı başına bir çalışma ister.

Son olarak bu yapıdaki sorgular çokça ama belirgindir. Yapmamız gereken günün şartlarına uygun olarak siyasi güç kazancımızı şehrin menfaatleriyle bütünleştirmektir. Aksi halde, sayın Mehmet Ağar Başbakan bile olsa biz hala tayin-terfi için kapı aşındırırsak lütfen ama lütfen suçu sayın Ağar’a, Özal’a, Erdoğan’a yada Çetinkaya’ya vurmayalım. Önce kendimizi sorgulayalım! Biz nerde hata yapıyoruz?

Öncelikle destek olmak, kurbağa olmamak, alkışlamak ama başarıyı. Forum sayfasında yazıldığı gibi bu şehir saygıyı hak etmeli! Bu şehir Ferrokrom için yürümedi! Teşvik içinde! Ama bu şehir saygıyı hak etmeli…

5 Nisan 2004 Pazartesi

Yazara bu yazı hakkında yorumlarınız için Formu kullanabilirsiniz.

Not: Bu Seçim, Elazığ İçin Bir Kazanç mı? Yoksa Kayıp mı Olacak? için gelen mailler ve öneriler ve eleştirileriniz için teşekkür ederim.

Elektronik posta adresim ; fisilti@elaziz.net

Eski Yazılarımız Sizden Gelenler E-Posta Atın Yazar Ana Sayfa Başa Dön

 
footer top left corner  footer top right corner
footer bottom left corner  footer bottom right corner
| Tasarım | Site Harita | Bize Ulaşın | Reklam | Başa Dön | Hakkımızda |    Ana Sayfaya Dönüş