|
Anıkom |
Annem |
|
Ayancah |
Merdiven |
|
Ayınmah |
Uyanmak, kendine
gelmek.Farketmek,sezmek. Bir zarara uğrayacağını anlayıp önlemek |
|
Baboş |
Yiğit,
delikanlı,çocuk ve gençlere sevgi ifade eden hitap. |
|
Basduh |
Pestil, Üzüm yada
Dut şırasından yapılır. Erik ezmesindende yapıldığı olur. Bağ-nişe-erük
basduğu gibi isimlere ayrılır. |
|
Bıldır |
Geçen Yıl. |
|
Bibi |
Hala |
|
Cısdıbıldah |
Çırıl çıplak. |
|
Cıncıh |
Temiz, çok temiz. |
|
Çağa |
Çocuk. |
|
Çağam |
Yavrum, çocuğum. |
|
Çüt |
Çift, iki kişi
beraber. |
|
Densüz |
Akınsız, izansız,
münasebetsiz. |
|
Devresü |
Ertesi. |
|
Diyesin |
Acaba. |
|
Diyeze/Eze |
Teyze. |
|
Dönbek |
Darbuka |
|
Dutunu |
Dut'un çukur taş
içinde dövülüp un haline getirilmiş hali. |
|
Enselemek |
Kovalamak. |
|
Erçel |
Yaramaz, huysuz
çocuk. |
|
Erişte |
Makarna gibi kesilip,
çorbası yapılan kurutulmuş hamur. |
|
Eşgere |
Aşikar, açık. |
|
Evermek |
Evlendirmek. |
|
Eyreti |
İyreti, emanet. |
|
Farşımalamat |
Gizli yapılan bir
işin açığa çıkması. Rezil olmak. |
|
Gakgo |
Ağabey, büyük
kardeş. |
|
Gakgoş |
Abi, kardeş
anlamında hitap. |
|
Garnağıssi |
Karın ağrısı
(Beddua) |
|
Garış |
Beddu'a. Garış
vermek: Beddu'a etmek. |
|
Gaynata |
Kayın baba, kayın
peder. |
|
Gıggılik |
Tepe, zirve, en uç
yükseklik. |
|
Gırnata |
Kılarnet. |
|
Gişi |
Koca, eş. |
|
Gurabiye |
Bisküvi, kuru pasta.
Gurabiye çocuğu: Kibar, nazik. |
|
Gurut |
Suyu süzülmüş
yoğurtun kurutulmasıyla yapılan bir yemek malzemesi. |
|
Güvegi |
Damat. |
|
Gövüllenmek |
Sevdalanmak. |
|
Hımik |
Burnundan, genizden
konuşan. |
|
Hıllike |
Giyimine özen
göstermeyen. |
|
Horata |
Laf söz.. |
|
Horata etmek |
Laflamak. |
|
İsot |
Biber |
|
İtürmüşüm |
Unutmuşum. |
|
Kırtik |
1- Pek az, azıcık.
2- Kullanılmakla az bir parça kalmış sabun. (Bir kırtik kalmış) |
|
Kortik |
Çukur. |
|
Gumbik |
Küçük tümsek. |
|
Küvre |
Sünnet olan çocuğu
kucalayan. |
|
Loğ |
Dam toprağını
şıkıştırmakta kullanılan taş silindir. |
|
Makaraları koyvermek |
Topluca gülmek. |
|
Mahna |
Bahane. |
|
Mezre/Mezire |
Mezra, Şehir
Harput'ta iken şimdiki Elazığ'ın yerinin adı. Yakın zamana kadar, Harputlular ve
çevre köylüler Elazığ'a mezre veya Mezzire derlerdi. |
|
Mıkayyet olmak |
Sahip çıkmak, sahip
olmak. |
|
Mıhaşer/Mıkaşer |
Kabuğu
çıkarılmış ve iki parçaya ayrılmış kara nohut. Erişte çorbasına konulur. |
|
Mozik |
Topaç. |
|
Orcik |
Cevzili sucuk. Üzüm
şırasından yapılan bulamaca, ipe dizilmiş ceviz badem içi dizisi birkaç defa
batırılıp kurutularak yapılır. |
|
Örken |
Kalın ip halat. |
|
Ösgemek |
Özlemek |
|
Pırçikli |
Havuç. |
|
Pirpirim |
1- Semizotu. 2- Çok
yaşlı yada düşkün kişi. |
|
Sufat |
Surat, sima. |
|
Sitil |
Bakraç, kova. |
|
Şeve |
Camdan yapılmış
bilezik. |
|
Şeve gırmah |
Hareketli, edalı ve
işveli bir şekilde oyun oynamak. |
|
Şılombu patlatmak |
Gaz yapmak, osurmak,
yellenmek. |
|
Taka |
Duvarda yapılmış
kapaksız küçük dolap. |
|
Tavlanmah |
Şişmanlamak. |
|
Tavlu |
Şişman. |
|
Tevekkeli |
Akılsız, saf,
sehlük. |
|
Tump |
İki tarla
arasındaki sınır belirleyen toprak yükseklik |
|
Tosbağa |
Kamlunbağa. |
|
Usulcanah |
Yavaşca, sessizce. |
|
Utmah |
Oyunda yada kumarda
kazanmak. |
|
Utuzmah |
Oyunda yada kumarda
kaybetmek. |
|
Ürkütmek |
1-Hayvanı korkutup
kaçırmak. 2-Çalmak aşırmak. |
|
Üsgüre |
Derin çorba kasesi. |
|
Yatsı Mehli |
Yatsı namazı vakti. |
|
Yalavuz |
Yalnız |
|
Yarennik |
Şaka. |
|
Yarennik etmek |
Şakalaşmak. |
|
Zokah/Zuvah |
Sokak. |
|
Zurba |
Kuş sürüsü.
Sürü. Kalabalık.. |
|
Katkılarından
dolayı Sayın İ.Ekrem KATI'ya Teşekkür ederiz. |