Stratejik Maden:
KROM
Krom;
ferrokrom, krom kimyasalları ve refrakter üretiminde kullanılır.
Krom kullanıldığı alanda alternatifsizdir. İkamesi
bulunmamaktadır. Savunma sanayiinin hammaddesidir ve bu alanda
da ikamesi bulunmamaktadır.

Dünyada krom rezervleri
Güney Afrika, Kazakistan, Türkiye ve Hindistan'da yoğunlaşmıştır.
Dünya rezervinin % 80'i bu ülkelerdedir. Ayrıca Arnavutluk,
Finlandiya, Zimbabwe, Brezilya gibi ülkelerde de az miktarda krom
bulunmaktadır. Dünya rezervinin %60'ı Güney Afrika'da, %20'si
Kazakistan'da, %10'a yakını da ülkemizde bulunmaktadır. Ancak
ülkemizin payının bunun çok üzerinde olduğunu, tecrübeler
ışığında, söylemek mümkündür. En büyük rezervler Elazığ'da
bulunmaktadır. Dünya Krom üretimi, % 47 Güney Afrika, % 15
Kazakistan, % 11 Türkiye, % 10 Hindistan ve diğerleri şeklindedir.
Dünya yıllık üretimi 15 - 17 milyon ton civarında
gerçekleşmektedir. Yıllık tüketim ortalama % 5 civarında
artmaktadır.
Başta Amerika olmak üzere, Almanya, Fransa,
İngiltere, İtalya, Japonya, İspanya gibi gelişmiş ülkelerin hiç
birinde krom üretimi yapılmamaktadır. Bunlardan ABD'de az miktarda
krom rezervi bulunmakla beraber, bu rezerv işletilmemektedir.
Ferrokrom ve çelik üretimi ise büyük oranda bu ülkelerde
yapılmaktadır.
Ferrokrom
Metalurjik işlemlerle zenginleştirilmiş krom
cevheridir. Şarj, Yüksek Karbonlu ve Düşük Karbonlu olarak
kullanılmaktadır. Şarj ferrokrom %50-55'lik krom ihtiva
etmektedir. Düşük ve Yüksek karbonlu ferrokrom ise %60-65'lik krom
ihtiva etmektedir. Şarj krom Demir Çelik sektöründe, Yüksek
Karbonlu Ferrokrom Paslanmaz Çelik sektöründe, Düşük Karbonlu
Ferrokrom ise özel alaşımlı Çelikte kullanılmaktadır. Tüketim
daha çok şarj ferrokrom olarak yapılmaktadır.
Ülkemizde, 100.000 ton Yüksek Karbonlu, 10.000
ton Düşük Karbonlu Ferrokrom üretilmektedir. Krom üretimi ise
1.700.000 ton civarındadır. Yıllık olarak 1.200.000 ton civarında
krom cevheri ihraç edilmektedir. Krom ihracatının tamamı Avrupa'ya
yapılmaktadır. Ferrokrom ihracatı ise Amerika'ya yapılmaktadır.
Bunun sebebini anlamak için Elazığ Ferrokrom tesisinin kuruluş
aşamasındaki gelişmelere bakmak yeterlidir.
"Elazığ Ferrokrom Tesisi teşebbüsü ele
alındığı vakit, alışılageldiği üzere, evvela Krupp'dan teklif
istenir. Fakat kısa bir müddet sonra Batı Almanya'nın
Ankara Büyük Elçisi, M.Tanyelioğlu'nun (zamanın Etibank Genel
Müdürü) ziyaretine gelerek, siz Elazığ'da bir
ferrokrom fabrikası kurmak üzere Krupp'dan teklif istemişsiniz. Bu
teşebbüsünüz doğru değildir. Siz ferrokrom üretmeğe başlarsanız
bize krom cevheri ihraç etmez olursunuz, hem de rekabete
başlarsınız. Bunlar ise dostluğumuza gölge düşürür der"
(ULUTAN, Burhan, 50.yılında Etibank, s.228) Büyükelçinin Etibank
Genel Müdüründen aldığı cevap yüzünün kıpkırmızı olmasına yol
açacak cinstendir.
Almanya'nın baskılarına rağmen Japonya'dan temin
edilen kredi ve Japon teknolojisi ile tesis kurulur. Tesis 1977
yılında üretime başlar. 7 milyon dolara kurulan tesis bu gün 70
milyon dolarlık üretim yapacak kapasiteye ulaşmıştır.
Ferrokrom Piyasası
Dünya Krom pazarında, Türkiye, Kazakistan ve
Arnavutluk dışında krom cevheri satan ülke bulunmamaktadır. Dünya
üretiminin yarısının yapıldığı Güney Afrika'da üç grup faaliyet
göstermektedir. Xstrata, Samancor ve Hernic. Xstrata,
İsviçre'de yerleşik Glencore firmasının alt kuruluşudur.
Glencore'un % 71'i, Rothschildlerin paralarını yöneten Soros'un
Quantum Fonu'na üye Marc Rich'e ait olup ferrokrom ticaretine de
hakim durumdadır. Samancor, BHPBilliton ve Anglo American
ortaklığına ait olup, bu firmalar Rothschild ve akrabaları
Oppenheimer ailesinin kontrolündedir. Elg Haniel'e ait Hernic
daha çok Hindistan firmaları ile birlikte Japon ferrokrom
ihtiyacını karşılamaktadır. Avrupa'nın krom ihtiyacı ise
Türkiye'den ve Kazakistan'dan karşılanmaktadır.
Türkiye'nin ferrokrom ihracatı Amerika'ya Marc
Rich’e bağlı firmalar eliyle yapılırken, 2000 yılında Eti
Amerika'nın kurulması ile bu firmalar devreden çıkarılmış ve en az
% 50 gelir artışı ile tesisin kar etmesi beklenirken, ne hikmetse
ani bir kararla Elazığ ve Antalya ferrokrom tesisleri –Eti
Amerika’nın aldığı ilk parti ürün ABD yolunda iken- Özelleştirme
İdaresine devredilmiştir.
Kayseri'de kurulu Çinko tesisinin başına gelenler ibretlik.
Ülkemizin tek Çinko ve Kurşun tesisi özelleştirilerek İranlılara
–aslında Glencore’a- satılmış, bu alanda dünyanın en büyük
üreticilerinden olan ve çinko ticaretine hakim, yahudi
sermayesinin en parlak temsilcisi Glencore tarafından
tesislere el konmuş ve kapanması sağlanmıştır. Artık Türkiye Çinko
ve Kurşun teknolojisinden mahrum olduğu gibi bu ürünlerde tamamen
dışa bağımlı hale getirilmiştir.
Tesislerle
İlgilenen Birkaç Portre
Çocukluğunda “Lambaları
söndür, biz Rothschildler kadar zengin değiliz” diye
annesi tarafından sık sık azarlanan Albert Frere, 4 Şubat
1993 günü Belçika’da James Rothschild’in malikanesinde “Bu
senin doğum günün” diyen Belçika Kralı ile beraber ikinci
doğumunu kutluyorlardı. Albert Frere, yeniden doğuyordu. Önünde
müthiş bir gelecek vardı. Bu tarihten itibaren Albert Frere’nin
serveti hızla artmaya başladı. Groupe Bruxselles Lambert (piyasa
değeri 9 milyar dolar), Suez Lyonnaise des Eaux (38 milyar dolar),
TotalFina Elf (120 milyar), Bertelsman, Pargesa Holding gibi
devasa firmalarda büyük hisseler elde etti. Rothschildlerin
holding şirketi olan, Fransa merkezli Imerys’e (eski Imetal) yüzde
20 pay ile ortak oldu.
Suez Lyonnaise
des Eaux, Rothschildler tarafından Suveyş Kanalını işletmek üzere
kurulan şirketin devamı olarak faaliyetlerini yürütmektedir. Frere,
Suez’de halen başkan yardımcısıdır. Suez’in alt kuruluşu
Belçika’da yerleşik Tractebel firması 1990 sonrasında Kazakistan’a
yatırım yapmaya karar verdiğinde, Klinik Psikiyatri Profesörü
Alexsander Mashkevich, Albeli Group olarak kendilerine
yardımcı oluyordu. Kazakistan basını uzun süre Suez’in 55 milyon
dolar rüşveti Mashkevich kanalıyla dağıttığı konusu ile meşgul
oldu. Konu ile ilgili olarak savunmasında Mashkevich, iddiaların
kendisini Kazakistan’dan sürmek isteyen Kazakistan yönetimi
tarafından ortaya atıldığını açıklamıştır. Hızlı yükselişi
Kazakistan Devlet Başkanı Nur Sultan Nazarbayev’in çevresindeki
elitin tepkisi ile karşılanmaktadır. Mashkevich, artık
Kazakistan’daki yatırımlarını güvence altında hissetmiyor ve
kaynağını açıklamaktan ısrarla kaçındığı serveti için yeni yatırım
alanları arıyor.
1990 öncesinde
yaklaşık 50 dolar ücret alan Maskevich, şimdilerde 1 milyar
doları aşan serveti ile Kazakistan’ın önde gelen iş adamı
olmuştur. Mashkevich ayrıca, Avrasya Yahudi Kongresi ve Kazakistan
Yahudi Kongresinin başkanlıklarını yürütmektedir. O, “Netice
itibariyle biz her ikisi için de, yahudi halkı ve İsrail devleti
için iyi olan şeylerle ilgileniyoruz. Yahudi Kongresinin amacı tüm
yahudi organizasyonlarının yararına hizmet etmektir.”
prensibiyle çalıştığını söylemektedir.
Eurasya Group
olarak, bankacılık, maden, enerji, demiryolu işletmeciliği
alanlarında faaliyet göstermektedir. Kazakistan ferrokrom ve
alüminyum sektörünü kontrol eden Mashkevich, ülkemizde şu günlerde
(Haziran 2003) Elazığ Ferrokrom, Seydişehir Alüminyum ve
Tüpraş özelleştirme ihaleleri ile yakından ilgilenmektedir.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra
Rusya’da kurulan Açık Rusya Vakfı’nın (Open Russia Foundation)
kurucuları ve sponsorları Lord Jacob Rothschild, her taşın
altından çıkmakla meşhur Henry A. Kissinger, Mikhail B. Piotrovsky
ve Mikhail Khodorkovsky’dir. Genç Komünistler Liginin eski
başkanı olan Khodorkovsky, Rothschildlerle tanıştıktan sonra
yüzüne talihin güldüğü şanslılardan. Önce, Rusya’nın ikinci büyük
petrol şirketi olan Yukos’u (mart 2002’de piyasa değeri 18 milyar
dolar) ele geçirir, sonra Bank Menatep satın alınır. Yukos’un
hisseleri New York borsasına kote edilir. 2002 yılında büyük bir
holding olarak Group Menatep oluşturulur. 1963 doğumlu
Khodorkovsky, Rusya’nın yeni oligarşisinde yerini alır. Tüpraş
ilgi alanlarındadır.
Yeni Rusya
oligarşisindeki diğer bir isim Mikhail Fredman’dır. Alfa
Group olarak faaliyet göstermekte ve Tyumen Oil (başkanı Viktor
Vekselberg, Eti Alüminyuma talip olan SUAL’in de
başkanıdır) kanalıyla petrol sektöründe yer almaktadır. Rusya’nın
en büyük petrol şirketi olan LukOil, ING Bank’ın kontrolüne
geçmiş olup, ING Bank da Rothschildlerin dolaylı olarak kontrol
ettiği bankalardan biridir. Rothschildler, Sovyet devriminden önce
hakim oldukları Rus petrol sektörüne geri dönmekte ve bunun için
daha önce 50 dolar maaş alan Rusya’daki yahudilere büyük
miktarlarda fon aktarmaktadır. Böylece 10 yılda serveti 1
milyar doları aşan türedi zenginler taifesi oluşturulmaktadır.
İflaslar Kralı olarak tanınan Wilbur L. Ross,
27 yıl yanlarında çalıştığı Rothschildlerden ayrılarak, 1997
yılında WL Ross & Co’yu kurar. Rothschildler tarafından yönetimine
bırakılan fonlarla, Amerika’da çelik sektöründe faaliyet gösteren
LTV Steel, International Steel Group, Bethlehem Steel, Acme
Steel firmalarını iflas idaresinden satın alarak, Amerikan çelik
sektöründe önemli bir ağırlığa ulaşır. Bu firmaların ihtiyacı
ferrokrom yıllarca Türkiye’den gitmiştir. Diğer bir ferrokrom
temincisi olan Kazakistan’daki tesislerin limanlara uzaklığı
maliyetleri artırıcı bir faktör olarak dikkate alındığında Türk
ferrokromu cazip olmaktadır. Kazakistan’ın ferrokrom şirketi
Kazchrome, şimdilik Mashkevich’in kontrolünde ise de kısa dönemde
nasıl bir gelişme olacağı meçhuldür.
Ross, Amerikan
demir-çelik sektörünü ele geçirirken, Mashkevich ile Vekselberg,
yüksek karbonlu ferrokrom ve alüminyum piyasasına hakim olmaya
çalışmaktadır ve bu onlar açısından çok önemlidir.
Xstrata, Samancor
ve Roos’un patronlarının, Khodorkovsky, Mashkevich ve Vekselberg
gibi eski tüfek komünist yahudiler aracılığıyla özelleştirme
ihalelerine girmeleri de iyi bir taktik doğrusu.
Sonuç:
Sanayileşmemizde Sovyetler Birliği’nin ön planda olmasının
sebebi Alman Büyükelçisi’nin ifadelerinde somutlaşan ve halen de
değişmeyen bakış açısı. Sovyet teknolojisi seçilirken, böyle bir
tercih; Sovyet teknolojisinin üstünlüğünden değil, bizi Sovyet
tehdidine karşı koruyan Batı’nın (İngiliz, Fransız, Alman,
Amerikan vs) paramızla bile bize teknoloji vermemesi, tesislerin
kurulmasına karşı çıkması nedeniyle yapılmak zorunda kalınmıştır.
Bugün tüm gayretlere rağmen yabancı sermaye çekemememizin sebebi
de bu. Ülkemize gizli bir ambargo uygulamaktadırlar sanki.
İlgileri sadece hammaddelere yönelik. Bor, trona, krom, bakır,
çinko, boksit onlar için hammadde olduğu zaman değer ifade
etmektedir. Hammaddeye dayalı bir yabancı sermaye teşviki ise
Türkiye’yi, Afrika ya da Güney Amerika ülkeleri gibi modern
sömürge yapmaktan ileri gitmez ve tarihi bir yanılgı olur. Dünyada
hammadde satarak kalkınmış ülke bulunmamaktadır,
Türkiye'den yılda
1.200.000 ton civarında krom ihraç edilmektedir. Bu cevherlerin
tamamı özel sektör eliyle üretilmektedir. Bu alanda faaliyet
gösteren Birlik, Bilfer, Ögelman, Dedeman, Ber Oner gibi
firmaların hiç birinin ferrokrom tesisi bulunmamaktadır. Yıllardır
bu kesimin Paslanmaz Çelik tesisine ilgisi de sağlanamamıştır.
Ferrokrom tesislerinin özelleştirilmesi halinde, bu tesisleri
alacak ve bırakın geliştirmeyi, muhafaza edecek herhangi bir yerli
firma bulunmamaktadır. Metalurjik tesisler çok da karlı
olmayan tesislerdir. Banka alıp içini boşaltmak varken özel
sektörümüz riskli alanlara yatırım yapmazlar.
Krom
fiyatları ton olarak, 50 - 110 USD Dolar arasında değişmektedir.
Ferrokrom fiyatları Yüksek Karbonlu'da 500 - 900 dolar, Düşük
Karbonlu'da 1.000 – 1.500 dolar arasında değişmektedir. Paslanmaz
Çelikte ise fiyatlar kalitesine göre 2.000 ve 10.000 dolar
arasındadır. Yıllık 200 milyon dolarlık Paslanmaz Çelik ithal
edildiği dikkate alındığında, ferrokrom tesisi ile yetinmeyip
Paslanmaz Çelik yatırımına yönelinmesi gerekirken, mevcut
teknolojinin yok edilmesine ve 1960'lı yıllara dönülmesine yol
açacak şekilde, konjonktürden bihaber politikalara yönelinmektedir.
Tüm madencilik alanında olduğu gibi, ferrokromda da
özelleştirmenin alt yapısı bulunmamaktadır. Bu alanlarda
yapılacak ihmallerin telafisi oldukça zordur ve tarih önünde
sorumluluğu gerektirecek niteliktedir. Bu cihetle;
- Silah
sanayiinin ana girdilerinden olan ve kısıtlı sayıda ülkede bulunan
krom ile ilgili olarak milli bir politika oluşturulmalı ve
bazı ülkelerin hammadde kaynağı olmaktan kurtulunmalıdır.
- Ham cevher satışı yerine,
ferrokrom üretim kapasitesi artırılmalı ve Paslanmaz Çelik
üretimi aşamasına geçilmelidir.
- Kamu elindeki
Madencilik Kuruluşları özelleştirme kapsamından çıkarılmalı,
özelleştirme baskısından kurtarılarak rehabilite edilmelidirler.
(Özelleştirme baskısı yıllardır bu alanda yatırımları ve aramaları
engellediği gibi, yönetimlerini de zaafa uğratmıştır.)