Harput Hükümdarı Balakgazi (Belekgazi)

SUNUŞ

Bir Toprak Nasıl Kutsallaşır 

Dünyadaki yeri ve işlevi ne olursa olsun, hiçbir varlık kendiliğinden kutsal değildir. İnsani veya başka bir canlıyı yahut eşyayı, saygının ve sevginin bohçasına sararak, hafıza denilen hazineye koyan insanoğludur. Kişioğlunun varlıklardan birine, hatta insan elinden çıkan eşyalara kutsallık işlevi ve anlamı yüklerken, kendince bir gerekçesi var.

İnsan denilen yaratık canı aziz, hayatiyeti değerli, ömür denileni-nasıl geçerse geçsin-hiç kimsenin bir gün eksik yaşamaya razı olmayacağı bir varlıktır. Erkek kadın ayrımı yapmaksızın, canından, hayatiyetinden, ömründen başkaları adına vazgeçebilene, kahraman derler. Alplık, kahramanlık kutsal; alplık, yüce; yiğitlik, mübarek bir tercih ve tutum.

Ayakkabımıza veya elbisemize bulaştığı zaman derhal temizlemeye uğraştığımız toprağın çamuru, şehirde saksıların dibinde kalan, her sulandıkça ayrı bir kokuyu bize getiren ana maddemiz, diriliğin ve bereketin devamını sağlayan memleket parçasıdır toprak. Hiçbir kutsallığı olmayan çamur ve tozun nasıl kutsallaştığını bir düşünelim: Üzerinde yaşayan insanların hür ve bağımsız bir hayat sürmesi yolunda verilen canlarla, akıtılan kanlarla yıkanan toprak, mukaddesleşir.

Tarihin, talihin ve Tanrı’nın emri olduğuna inandığım bir büyük yürüyüş sonucudur ki, Tuna'ya kadar olan toprakları üzerine, suyun öte yakası’na adalet, hoşgörü, barış ve devlet otoritesi taşıyan yüce millet... Tuna'ya Tuna'dan öteye, beylik, hanımlık, efendilik, hanımefendilik taşıyan atalarımızın ruhlarından bana gelen sesleri dinliyorum: 'Atanı unutma', 'vatani unutma', 'toprağın altında yatanı unutma'.

Ne demişti Atatürk’ümüz: "Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır"

Tarihin sesi ise, bilgi, namus ve haysiyet sahipliğiyle. bilincini ve zekasını bezemiş aydınların; bağımsızlık, adalet, refah üçlüsünü daha çoğunu istemek şartıyla - bilincinin keskin kılıncı yapmış devlet adamlarının; günlük dertlerini bir kenara koyarak zaman geldiğinde canıyla can oynayan insanları hür, bağımsız ve şerefli yaşama hakkı olduğunu söylüyor. Ben tarihin ruhunu dinlerken Milli bilinç ve şerefimizin olumsuz kılıncı olan Atatürk’ümüzün Büyük Nutuk'ta yer alan ve cihanda, yankılanan şu cümlesiyle bütünleşiyorum:

"Bugün ulaştığımız netice, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın ve bu aziz vatanin her köşesini sulayan kanların bedelidir."

Yurt; Türk soylu halkları dilinde anlamı aynı anda taşıyan bir kavram;

1.Keçeden yapılmış, ortasında ateş yakılan ocak yeri, tepesinde tündük bulunan toprak ev;

2.Aynı aileden veya aynı sülaleden gelen keçe evler topluluğunun yay'da yaylak'a, kış’ta, kışlak’a göçüp yerleştiği belirlenmiş alanlar;

3. Aynı soydan gelenlerin veya aynı dili konuşanla yahut aynı kültüre bağlı olanları veyahut aynı hukuk sistemine tabi bulunanların birlikte yaşadığı toprak parçası.

Türk düşüncesinde 'yurt' kavramının yerini Türk dünyasını dolaşmış olanlar bilir; ‘yurt', kutsal topraklar, ata ruhlarının ve ata mezarlarının bulunduğu yer anlamını taşıdığından, ataları korumak ile yurdu korumanın özdeşleştiği kendiliğinden ortaya çıkıyor. Yurt sevgisi İslam öncesi Türk topluluklarında dini hayatın emirlerine benzer bir özellik... Yurt kelimesinin arapçası vatan... Vatandaşlık kavramı yalnızca hukuk ve hoşgörü zeminine işaret eden bir konumdur. Vatandaşlık, bir kültür olarak yaratılıp yaygınlaştırılabilir; vatandaşlık vatan sevgisiyle ilişkilendirileceği gibi aynı anlamada gelmez. Vatan sevgisi ise, ataların ruhunu, tarihin ruhunu bilmek ve bilince dönüştürmek demektir. Milli gücün temeli vatan sevgisidir. Vatanseverlik temeli üzerinde yükselen tutumlar, ister resmi kurum ve kuruluşlardan, ister sivil toplum kuruluşlarından gelsin, bunların toplamına milli güç denir. Milli güç ise, DEVLETİN KURULUŞ SEBEBİ ve NİTELİĞİ, VATANIN KUTSALLIĞI, MİLLETİN HÜR ve BAĞIMSIZ HAYAT SÜRMESİYLE İLGİLİ KABULLENİŞLER, İNANIŞLAR, TUTUM BELİRLEYİŞLERİDİR.

Tarihin, toprağın, ataların ruhlarından kalbime akan öyle cümleler var ki, bazen yaşamaktan utanırım. Ama ne mutlu ki, o sesleri duyan başka insanlar da var, gereğini yapan yüce gönüllü millettaşlarımız da var. Siz onları tanırsınız, ben onları tanırım. Toprak, Orhan Şaik Bey'in, Necmettin Halil Bey'in, Koca Veysel'in ve büyük Türk şairlerinin pek güzel ifade ettiği, benim dilimin ve ifade gücümün yetersiz kaldığı için susmam gerektiğine inandığım mukaddes bir emanettir; buna inanmayanın namusunda, haysiyetinde, şerefinde ve bilincinde mutlaka, bir bozukluk vardır.

Tarafsız aydın olma iddiasının ölçülemeyen seviyesizliği ile, vatanseverlik düşmanlığı, tarih bilinci düşmanlığı yapabilen mahlukları, ataların ruhundan utanmaz yüzlerini gören ve gösteren insanları şayisini artırmalıyız. O türden insanların, Vatan tehlikede kaldığı gün, toprak düşman ayağıyla incitildiği gün ne yapacaklarını bilmem. Siz onları tanıyın, uzak durun ve o itirden insanları yalnızlığa terk edilmesini sağlayın; bu gereklidir, bilirim.

Kale kale, burç burç, ova ova, dağ dağ, göl göl, nehiri, çayıyla bize emanet edilen bu vatanın mübarek parçalarından birisi Harput. Vatanlaştırmanın, toprağı kutsallaştırmanın işaretlerinden birisi Harput Tarihin, toprağın ve ataların ruhunu duyarak, bu seslerdeki emirlere uyarak Balak Gazi'nin yurduna sahip çıkanları büyütüp Elazığ yaptığı Harput.

Çaresiz, bazen kimsesiz ve arkasız, karnını doyurmak için uğraşan, bezgin, yorgun, dertlerin büktüğü beline, yüzüne çizdiği kırışıklıklara inat toprağına saldırdığı gün, alnında aynı bir ışık parlayıp dikleşen, dimdik olan Türk milletinin bir parçası olmak ne güzel; Elazığdaki Harput'u, Harputluların torunları Ardıçoğlu Nurettin Beyi, Memişoğlu Fikret Beyi, Gençosmanoğlu Niyazi Beyi, Ahmet Kabaklı Hoca, Şeref Tan Bey'i hatırlamak ne güzel...

Onların çığlıklarını büyütmek isteyen B. Keleştimurlar, Ş. Bulutlar, G. Aydoğmuşlar, Payamlar, Kızıltuğlar, Kazazoğulları, Kuşcubaşılar ve daha niceleri, Elazığ toprağını da, Türkçe’mizi de savunan sivil komutanlardır. Ey! Ordu millet şuuruyla görevini yapmaya çalışanlar! Sanırım, tarih sizden, atalarınız sizden, toprak sizden razıdır. Toprak, buzalar kazanıldıkça kutsal olur, helal olur. Allah sizden razı olsun...

Merhum Nurettin Ardıçoğlu'nun kitabini bastırarak yeni bir bilinç örneği veren Balak Gazi'nin kalkanı etrafında kendileri bütünleşip, bizleri de uyaran bizi ve doğruları Günışığı’na çıkaran yüce gönüllü insanları kucaklıyorum.

Prof. Dr. Sadık TURAL
Atatürk
Kültür Dil ve Tarih
Yüksek Kurumu Başkanı
o2.o4.2oo3 Ankara

başa dön