| :.:.. Remziye Teyze ::.:..
İçimizden Biri :.:.. Derneğimizin
kuruluşundan sonra 10-15 kişilik çekirdek ekipl Elazığ genelinde başlayan hummalı
bir çalışma...
Herkes; ilimizdeki en ücra mahalle ve sokaklarda yaşayıp da sesini duyuramayan,
yoksulluğuna rağmen şükür içerisinde olup da kimseden bir şey isteyemeyen, fakir ve
mağdur insanları arayıp bulma gayreti içerisinde...
Yıl 1994, mevsim kış, yer Ulukent Sarayaltı Mahallesi;
- Şurada bir teyze var isterseniz bakın, diyor komşuları.
Gidip kapıyı çalıyoruz. Kapı açılıyor, 12-13 yaşlarında bir erkek çocuk bizi
karşılıyor. İçeriden seslenen bir bayan,
- Ahmet kim o?
- Bilmiyorum anne, amcalar geldi.
- İçeri buyur et oğlum, ne istiyorlar? Gidiyoruz.
İçeride biri kırık iki adet divan, soba ve camsız pencerelerine naylon çekilmiş
buz gibi bir soğuk oda. "Buyur faslı'ndan sonra niçin geldiğimizi söylüyoruz.
Teyzemiz rahatlıyor ve bize tüm samimiyetiyle halini anlatmaya başlıyor. Ellerini
koynundan çıkarıyor ki, iki eli bilekten kesik. Dişler dökülmüş, gözünün birini
ameliyatla kaybetmiş, diğeri %80 görmüyor. Baktığınızda yaşı en az 70 diye
tahmin ediyorsunuz ama daha yaşı kırküç. Eşim öldü, diyor. Hiçbir sosyal
güvencem yok, çocuklarımında bana bir faydası yok. İşte bana bu küçük oğlum
bakıyor. Çok zor şartlarda yaşamaya çalışıyorum. Odun yok, yiyecek yok,
yaşadığım oratmın çok kötü oluşuyla bende cüzzam hastası oldum. Hastalığım
sonrası dengeli beselenenememekkten, soğuk kış geceleri odunsuz, yorgan altında
geçirmekten ilaçlarımı alamamaktan ellerimi bilekten kaybettim.
Tabi görülen manzara karşısında tabiri caizse tam bir şok geçiriyoruz. Hemen
teyzemize neler yapabileceğimizi soruyor, onun acil ihtiyaçlarını not ediyor ve
insanlığımızdan utanmamız mı, yoksa bu insanı bulduğumuzdan dolayı sevinmemiz mi
gerektiğini bilemeden, karmakarışık duygularla ayrılıyoruz...
Bir gün sonra evinin camları takıldı, kuru gıda ve temizlik maddeleri, yakacağı
ve diğer ihtiyaçları karşılandı. Artık bizim bir Remziye annemiz, onun da Mamurat'ül-Aziz
diye bir sahibi ve oğlu vardı. Sık sık ziyaretine gidiyoruz. Bir süre sonra teyzemiz
hasta olduğunu bildirdi. Hemen doktora götürdük, daha sonra da hastaneye yatırıldı.
Vücudu yapılan tedavilere cevap vermeyince sağ bacağı diz altından kesilmek
zorunda kaldı. İki eli, bir gözü tamamen olmayan teyzemiz bir bacağını da
kaybetmişti ama gene de Rabbine hamd ve şükür içerisindeydi.
Derken iki ay gibi kısa bir süre sonra sol bacağında da sancılar
başladı. Tekrar hastaneye kaldırılan teyzemiz ikinci bacağınıda
kaybetti. 
Geçen zaman içerisinde oğlu Ahmet büyüdü,
askere gidip geldi. Teyzemiz sürekli gözetim altında
tutuluyor, ihtiyaçları aynı gün gideriliyordu. O şimdi, iki eli, iki gözü
ve iki ayağından yoksun olmasına rağmen beş vakit namazını kılıyor, Allah'a hamd
ve şükür ederek mutlu bir hayat sürmeye devam ediyor...
"Hayır Köprüsü"
kampanyamıza destek olmak için lütfen tıklayınız...
:.:.. Anı : Mamurat'ül-Aziz Bülteni
- Haziran 2001 :.:.. |